Kategoriler
Genel

06.12.2020: Bülten.23

Sürdürülebilirliği nasıl ölçebiliriz? BMW Almanya’dan çıkarken Tesla giriyor. 3D SLS üretim hatalarına basit ama etkili çözümler. İklimsel risklerin fiyatlandırılması ve çok daha fazlası 23. bültende.

Mühendishane’nin 23. bülteninden merhaba. Geçmiş bültenlerde sürdürülebilirlik konularını sıklıkla gündeme taşımaya gayret ettiğimi bu bültenlerin takipçileri artık biliyor. Covid-19 süreciyle birlikte sürdürülebilir bir iş hayatının ne kadar değeri ve önemli olduğunu hep birlikte görüyoruz. Sürdürülebilirlik tarafında olmak, bana kalırsa artık sadece bir tercih meselesi değil: Bir önceki bültende üzerinde durduğumuz Yeşil Mutabakat çalışması, sürdürülebilirlik konusunda bütün üretim şirketlerinin isteyerek ya da istemeyerek bir gayret göstermek durumunda kalacakları bir döneme girdiğimizi gösteriyor. Ancak bu konuya ilgi duyan, sürdürülebilirliğe katkıda bulunmak, ya da çalıştığı şirkette, sektörde bir farkındalık oluşturmak isteyen kişilerin nereden başlayacaklarını tam olarak bilmedikleri de bir gerçek diye düşünüyorum.

Bu bültende biraz konunun bu tarafı üzerinde duracağız. Üretim alanında çalışan mühendisler sürdürülebilirlik üzerinde nasıl düşünebilir, bu alana katkıda bulunmak için neler yapabilir, biraz aydınlatmaya çalışacağız. Lafı fazla uzatmadan başlayalım.

Gündem

Bir mühendis sürdürülebilirlik konularına nasıl yaklaşabilir?

Sürdürülebilirlik üzerine yazılıp çizilen onca şeye rağmen, atılması gereken somut adımlar hakkında bir kafa karışıklığı var.

Geleceğin nasıl olması gerektiğini az çok hepimiz biliyoruz. Ama bu geleceğe nasıl ulaşacağımızı bilmiyoruz. Esas problem de burada.

Biraz açabilir miyiz?

Belki salgının da etkisiyle birlikte, sürdürülebilirlik, iklim krizi gibi konular 2020 senesinde geçmiş senelere kıyasla gündemde biraz daha fazla yer almaya başladı. Birçok kişi iklim krizinden bahsediyor, sürdürülebilirliğin önemini anlatıyor, ancak atılması gereken somut adımlar konusunda ortada bir netlik olduğunu düşünmüyorum.

Araştırıp bulmak için gayret ederseniz, elbette bilgiye ulaşabileceğiniz kaynaklar var. Ama belirsizlik daha ön planda: Televizyonu kumandasından değil de düğmesinden kapatmak, ya da diş fırçalarken musluğu kapatmak gibi, küresel çaptaki problemler açısından etkileri yok denilebilecek kadar ufak hassasiyetlerle sürdürülebilirlik problemini çözemeyeceğiniz bir gerçek. Ancak bu krizin ana aktörlerinden biri olan sanayide çalışan bir mühendis ya da mühendis adayı iseniz, odaklanabileceğiniz daha somut başlıklar belirleyebiliriz.

Örnek verebilir miyiz?

Üretim yapan bir şirketin ürünleri ya da varlığı, iklim krizinin ya da sürdürülebilirliğe olumsuz katkılarının bir nedeni olarak görülemez. Üretim yapan şirketlerin sürdürülebilirlik açısından problem yaratan yönlerini iki başlık altında toplayabiliriz:

  • Üretim yaparken ne tüketiyorlar?
  • Üründen farklı ne gibi çıktılar üretiyorlar?

Tüketim ile başlayalım.

Burada üzerinde durmamız gereken iki ana konu var: Üretim için kullanılan enerji ve hammadde. Yeşil Mutabakat üzerine odaklanan bir önceki bültende, üretim için kullanılan enerji ve hammaddelerin üretimindeki sera gazı salımının öneminden bahsetmiştik. O nedenle sadece üretim kaynaklı atık ve salımları değil, enerji ve hammaddelerin üretiminden ve nakliyesinden kaynaklanan etkileri de dikkate almamız gerekiyor.

Çözüm için odaklanabileceğimiz iki temel alan var: Yenilenebilir enerji ve döngüsel ekonomi. Döngüsel ekonomi özellikle üretim mühendislerinin kendilerine çalışma konuları bulabilecekleri, şirketlerini sadece daha sürdürülebilir bir eksene çekmekle kalmayıp, aynı zamanda maliyet avantajı da yaratabilecekleri bir alan. Bu konuyla ilgili bilgi almak isteyenlere Mühendishane’nin ilk staj programı kapsamında hayata geçirdiğimiz Malzeme Odaklı Döngüsel Ekonomi platformunu tekrar hatırlatmak istiyorum. Düzenli yayımlanan haftalık yazılarla bu konuda neler yapabileceğinize dair somut fikirler edinmeniz mümkün.

Malzeme Odaklı Döngüsel Ekonomi platformu: ModeTeam.org

Ürün dışındaki çıktılar hakkında ne söyleyebiliriz?

Bir diğer önemli mesele de bu: Şirketler bir ürün üretirken, ürün dışında birçok farklı çıktı da üretiyorlar. Atıklar buna bir örnek olabilir. Sera gazları bir diğer örnek olabilir. Bu alanda mücadele edilebilecek iki eksenden bahsedebiliriz: Ya bütün ürün dışı çıktıları sıfırlayacaksınız, ya da zararsız veya farklı sektörlerde kullanılabilen çıktılar üreten prosesler tasarlamaya çalışacaksınız. Ürün dışında üretilen çıktıların farklı sektörlerde girdi olarak kullanılması, yine döngüsel ekonomi kapsamında ele aldığımız bir konu başlığı. Bu iki konunun da aynı kapıya çıkması, sanırım döngüsel ekonomiye neden bu kadar önem verdiğimi açıklıyordur.

Sürdürülebilirlik nasıl ölçülür?

Hangi alanlar üzerine odaklanacağımız aslında az çok belli. Ama burada bir konuyu daha netleştirmemiz gerekiyor: Sürdürülebilirlik alanında aldığımız mesafeyi nasıl ölçeceğiz? Başarılı olup olmadığımızı nasıl değerlendireceğiz?

Küresel sürdürülebilirlik endeksinde Türkiye 96. sırada yer alıyor. (Kaynak: Earth.org)

Bu konuda ölçekler yok mu?

Farklı ölçekler, değerlendirmeler elbette var. Örnek olarak Sürdürülebilir Kalkınma Göstergesi (Sustainable Development Indicator, SDI) olarak isimlendirilen bazı göstergelerden bahsedebiliriz. Bu göstergeler aracılığıyla yapılan değerlendirmelerin anlamlı olabilmesi için, sadece sera gazı salımı ya da kullanılan enerji kaynaklarının türü gibi dar çerçevelere odaklanmamız doğru olmaz. Bu değerlendirmeleri mutlaka çevre yanında sosyal ve ekonomik sonuçları da dikkate alarak yapmak durumundayız. Çeşitli SDI göstergelerini incelediğimizde, bu faktörlerin pek dikkate alınmadığını ve sadece çevresel etkiler perspektifinden değerlendirmeler yapıldığını görebiliyoruz.

Örnek verebilir miyiz?

Örneğin Dünya Kaynakları Enstitüsünün (World Resources Institue, WRI) önerdiği göstergede kullanılan kaynakların ve gaz salımlarının öne çıkarıldığını görüyoruz. Bu değerlendirmeye göre herhangi bir üretim sürecinde dört faktörün dikkate alınması gerekiyor: Malzeme kullanımı, enerji tüketimi, çevre kirliliğine yol açan madde salımı ve ürün dışı çıktılar. Bu faktörler arasında sosyal ve ekonomik etkileri istediğimiz şekilde göremiyoruz.

Daha kapsamlı kriterler neler olabilir?

Bir başka örnek verelim: Türkiye’deki faaliyetleri SKD Türkiye bünyesinde yürütülen World Business Council for Sustainable Development tarafından önerilen göstergelerde eko-verimlilik kapsamında yedi ölçütün dikkate alınması öneriliyor:

  1. Ürün ve hizmetlerde kullanılan malzeme yoğunluğu.
  2. Ürün ve hizmetlerde kullanılan enerji yoğunluğu.
  3. Toksik çıktılar.
  4. Malzemelerin geri dönüşüme uygunluğu.
  5. Yenilenebilir kaynakların sürdürülebilir kullanımı.
  6. Ürün dayanıklılığı.
  7. Ürün ve hizmetlerin bakım gereksinimi.

Tüm bu faktörler her ne kadar daha kapsamlı bir değerlendirme yapma imkanı sunsa da, sosyal ve ekonomik etkilerin hala istenildiği şekilde dikkate alındığını göremiyoruz.

Sürdürülebilirlik daha kapsamlı bir şekilde nasıl ele alınabilir?

Bugüne kadar önerilen çeşitli göstergelerin değerlendirmeleriyle konuyu uzatmak yerine, gelin biz sadede gelelim: Birleşmiş Milletler tarafından 2015 senesinde oluşturulan 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı, aslında tarif etmeye çalıştığım durumu gayet net bir şekilde özetliyor: Sadece sera gazı salımına ya da enerji tüketimine odaklanarak gerçek anlamda bir sürdürülebilirliğe ulaşamayacağımız bir gerçek. Dünyanın gerçek büyük problemlerine, yani yoksulluk, açlık, eğitim, eşitsizlik ve ayrımcılık gibi konulara hiç değinmeden, sadece mühendislikle sürdürülebilir bir dünya tasarlanabilmesi mümkün değil.

Sürdürülebilir kalkınma amaçlarının özeti.

Kaç amaçtan bahsediyoruz?

Yukarıda görebileceğiniz gibi tanımlanan 17 küresel amaç var. Burada küresel vurgusuna dikkat çekmek istiyorum, çünkü bu amaçların gerçek anlamda sonuca dönüşebilmesi için bunları küresel problemler olarak ele alabiliyor olmamız çok önemli. Ben burada bu amaçların ayrıntılarına girmek istemiyorum: Birleşmiş Milletlerin kendi internet sayfasında bu amaçların her biri hakkında ayrıntılı bilgiler bulabilirsiniz.

Bu amaçlara yönelik ülkeler nasıl bir performans gösteriyor?

Bu sonuçların derlendiği yıllık raporlar var. 2020 senesi için yayımlanan raporu burada bulabilirsiniz.

İlk sıralarda kimler var?

100 üzerinden yapılan puanlamaya göre son yayımlanan listelerde 1. İsveç (84,72), 2. Danimarka (84,76), 3. Finlandiya (83,77) görünüyor. Pek şaşırtıcı değil.

Türkiye’nin puanı kaç?

70,3. Her bir hedef için ne nasıl bir ilerleme kaydettiğimizi aşağıdaki özet tabloda görebilirsiniz. İlerleme kaydettiğimiz (⬈) ve yerimizde saydığımız (➡) amaçlar yanında, maalesef gittikçe geriye gittiğimiz (⬇) amaçlar da mevcut.

Birleşmiş Milletlerin 17 Küresel Amaç listesinde Türkiye’nin başarılı ve başarısız olduğu hedefler.

Sonuç?

Başladığımız soruya geri dönüyoruz: Bir mühendis sürdürülebilirlik konusunda ne yapabilir? Bana kalırsa bu anlatılanlar öyle gösteriyor ki, doğru bir şekilde bilinçlenmek bu işin ilk adımı. Sadece teknik bilginin yeterli olmadığını görmek de ikinci adımı diye düşünüyorum. Bu 17 amaç konusunda Türkiye’nin zorlandığı alanlardan kendinize yakın hissettiğiniz herhangi bir tanesi, iş dışında faaliyet gösterdiğiniz ve bir fark yaratmaya çalıştığınız bir alan olabilir. Ben eğitimi tercih ettim. Çeşitli projelerle eğitim alanında bir şeyler üretmeye çalışıyorum. Bu amaçlar arasında sizin de kendi mesleki bilginizi ya da donanımınızı yansıtabileceğiniz bir alan bulabileceğinize eminim.


Bültenlere abone olun

Merhaba. Ben Arda ÇetinMühendishane Akademi projesinin bir uzantısı olarak başladığım eğitim ve kariyer bültenlerinde, alışageldiğimiz klişe ve banal “kariyer tavsiyeleri” yerine, dünyanın nabzını birlikte tutup, krizlerin kucağına düşmüş bir dünyada anlamlı bir eğitim ve kariyer yolculuğunun yol haritasını nasıl çizebileceğimizi birlikte düşünelim istiyorum.

Henüz abone olmadıysanız, Pazar sabahları yayımlanan haftalık bültenleri e-posta yoluyla almak için aşağıdaki kutuya e-posta adresinizi girebilirsiniz.


Öne çıkanlar ve güncel trendler

Teknoloji ve sanayi

BMW de elektrikli araçlara odaklanıyor: E-mobilite dönüşümüne artık firmaların kayıtsız kalabilmeleri mümkün değil. Bir haber de BMW’den geldi: Alman otomotiv devi artık Almanya’da elektrikli araç üretimine odaklanacağını ve içten yanmalı motor üretimini İngiltere ve Avusturya’ya taşıyacağını açıkladı. BMW’nin içten yanmalı motor üreten Münih fabrikası 400 Milyon € değerinde bir yatırımla 2026 senesine kadar yeni nesil elektrik araçları üretebilir hale getirilecek. Alman üretici bu yatırım kararıyla her fabrikasının en az bir elektrik aracı üretebilir hale gelmesini hedefliyor. [Link @USNews, İngilizce]

Tesla’nınn yeni fabrikasında döküm teknolojileri de yer alacak.

BMW çıkarken, Tesla Almanya’ya giriyor: Tesla için e-mobilite dönüşümünün itici gücü dersek, sanırım çok yanlış bir ifade olmaz. Bitmiş hali yukarıda gösterilen Tesla’nın Almanya’daki fabrikasının inşaatı devam ediyor. Boyahane gibi kısımların inşaat izni henüz çıkmamış olmasına rağmen, Tesla alıştığımız hızıyla tam gaz inşaatı sürdürüyor. Fabrikada önceki bültenlerde bahsettiğim devasa döküm makineleri de yer alacak. Zaten bu nedenle bu fabrika bazı haber kaynaklarında “Tesla’nın yeni dökümhanesi” diye tarif ediliyor. Tesla’nın güncel olarak dökümhane mühendisleri arayışında olduğunu da ekleyelim. İlgilenenler örnek bir ilanı burada görebilirler. [Link @GiessereiOnline, Almanca]

Pirolitik yağların petrole alternatifi olarak araştırıldığını biliyoruz. Audi de bu konuyu geri dönüştürülebilir plastikler perspektifinden ele alıyor.

Audi, plastik geri dönüşümü için bir proje başlattı: Proje otomotivde kullanılan plastiklerle ilgili. Önceki bültenlerde de sıklıkla yer verdiğim plastiklerin geri dönüşümü ve döngüsel ekonomi konuları, aslında bu haberin içeriğiyle örtüşüyor. Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü ile ortak yürütülen bu projede otomotiv sektöründe kullanılan plastikler için akıllı döngüsel sistemlerin tasarlanması hedefleniyor. Ayrıntılar için VW’nin sayfasındaki bu yazıya göz atabilirsiniz. [Link @MakineHaber]

Akademi ve bilim dünyası

3D alüminyum üretiminde çıkan bu gözenekler parçaların beklenmedik şekilde kırılmasına yol açabiliyor. Nano boyuta karbon parçacıklarının ilavesiyle, üretim sırasındaki ısıl dalgalanmalarının miktarı düşürüldüğünde bu gözeneklerden kurtulabiliyoruz. (Resim: Engineering.com)

Nanoparçacıklar 3D alanında fayda sağlayabilir mi? 3D ile üretilen alüminyum parçaların havacılık gibi sektörlerde kendilerine yer bulmaya başladıklarını görüyoruz. Ancak üretilen parçaların yapısında oluşan bazı hatalar, parçaların beklenmedik şekilde kırılmasına yol açabiliyor. Kompozit düşüncesine benzer bir yaklaşımla SLS üretimi sırasında parçaların içine karbon nanofiberlerin eklenmesi üretim sırasında oluşan gözeneklerin miktarını azaltıyor. Bu şekilde beklenmedik kırılma riskini de azaltan bu yöntem, malzemenin sertliğini de 1.5 kat arttırabiliyor. Ancak kompozit sertleşmesinden farklı olarak buradaki etkinin nanoparçacıkların mekanik katkısından kaynaklanmadığını belirtelim: Yüksek ısıl iletkenlikleri sayesinde üretim sırasında oluşan ısıl dalgalanmaların miktarını azaltan karbon parçacıkları, daha homojen ve gözeneksiz bir yapı üretimini mümkün kılabildikleri için bu iyileşmeleri görüyoruz. [Link @NewAtlas, İngilizce]

Makalelerde teknisyen ve öğrenciler neden yazar olarak gösterilmiyor? Akademide zaman geçiren herkes bilir: Bir makale yayımlanırken, emeği ne kadar fazla olursa olsun, en fazla bir teşekkürle geçiştirilen bir kesimdir lisans öğrencileri ve teknisyenler. Geçtiğimiz hafta Science dergisinde bu konuyla ilgili güzel bir eleştiri yayımlandı. Akademiye dair normal kabul edilen bu tür konuların böylesine yüksek etki sahibi dergilerde gündeme taşındığını görmek güzel. [Link @Science, İngilizce]

İklim ve sürdürülebilirlik

Christine Lagarde

İklimsel riskler yeteri kadar fiyatlanmıyor: Bu sözler IMF Başkanı olarak tanıdığımız ve şimdi de Avrupa Merkez Bankası Başkanı olarak yeni görevini sürdüren Christine Lagarde’ye ait. Avrupa Merkez Bankasının iklim kriziyle mücadele konusunda kararlı olduğunu kendisinin çeşitli açıklamalarından biliyoruz. Ancak bazı çevrelerde bu yorumların piyasa tarafsızlığına müdahale şeklinde yorumlandığını belirtmekte de fayda var. Christine Lagarde yatırımcılar iklim krizinin yarattığı finansal risklere karşı mücadele etmeleri gerektiğini ve bunun yapılmaması durumunda bu görevi Avrupa Merkez Bankasının devralacağını belirtiyor. [Link @BloombergHT]

Sardinya bu hafta şiddetli yağışların etkisiyle sel altında kaldı.

Sardinya yine sel altında: Benzer bir durumu 2013’te de görmüştük. Her sel felaketini iklim krizine bağlamak doğru değil elbette. Ancak iklim krizinin şiddetli yağış miktarını ve bu tür sel felaketlerini arttırdığı da bir gerçek. Lagarde’nin sözlerinin neden dikkate alınması gerektiğini gösteren bir örnek.

Danone salgın sonrasındaki yeni normale uyum sağlayan firmalar arasında: Covid-19 salgınının ezberlerimizi nasıl bozduğunu artık konuşmamıza gerek yok. İş dünyasını da etkileyen bu süreç, firmaları sürdürülebilirlik konularını daha ciddiye almaya zorluyor. Danone CEO’su Emmanuel Faber, sürdürülebilirlik konularına duyarlı bir isim olarak tanınıyor. Gıda kategorileri öncelikle olmak yerine, lokal tedarik öncelikli bir yapıya geçtiklerini yukarıdaki tweet ile bu hafta duyuran Faber, bu dönüşüm ile yerel üreticileri desteklemek yanında, 2023 senesine kadar 1 milyar dolar mertebesinde maliyet tasarrufu yapılmasını beklediklerini belirtiyor. [Link @Danone, İngilizce]


Haftayı kapatırken…

Mühendishane’nin “Hakkında” kısmında şöyle bir metin yer alıyor:

Mesleği, branşı her ne olursa olsun, bu meslek ya da branşın temas ettiği diğer alanlarda da kendini geliştirmiş, mesleğine ait konuları sadece uzmanlık alanının bilgisine mahkum bir çerçevede değil, aynı zamanda sosyal, siyasi, çevresel ve ekonomik açıdan da kavrayabilen ve anlatabilen kişiler, içine girdiğimiz dönemin kazananları olacak. Çünkü geleceğin dünyasını sadece teknoloji değil, aynı zamanda kıtlıklar ve krizler de (iklim, sağlık, enerji vb.) şekillendirecek.

Mühendishane Bültenleri Hakkında

Salgın öncesinde yazdığım bu metni arada bir hatırlatmak istiyorum, çünkü bu bültenlerin başlamasının ardında bu düşünceler var. Bu konuda daha kapsamlı bir yazıyı Muhendishane.org adresinde de yazmıştım (burada). Yaşadığımız salgın süreci, kıtlık ve krizler karşısında elimizin kolumuzun nasıl bağlı kalabildiğine dair bir tecrübe yaşatıyor bizlere. Daha büyüklerinin kapıda olduğunu biliyor olmak, bu farkındalık ve hassasiyet ile yaşamak artık bir duyarlılık meselesi değil, bir zorunluluk diye düşünüyorum.

Bu alanda en etkili çözümlerin gelmesi gereken mühendislik alanı, gerçekten dar bir çerçeveye sıkışmış durumda. Biraz branşlaşmanın, ama daha büyük ölçüde sanayileşme ve kapitalizmin bir sonucu olarak sosyal ve çevresel problemlere karşı bir sorumluluk hissetmeyen, dünyanın problemlerine karşı ilgisizi ve bilgisiz, sadece menfaate odaklanmayı akıllılık olarak gören bir kafa yapısının normal kabul edilmesi bana doğru gelmiyor. Bu alanda da bir “yeni normal” bulmamız gerekiyor sanırım.

Mühendis olarak önemli olan sadece nasıl yaptığımız, yani teknik bilgimiz değil. Ne yaptığımız, ne yapmayı, nerede durmayı tercih ettiğimiz de çok önemli. Bu bültenler vasıtasıyla Türkiye’de ciddi bir eksiklik olduğunu düşündüğüm konuları öne çıkarmayı, özellikle genç mühendislerin ve mühendis adaylarının gündemine sokmaya çalışıyorum. Umarım faydası oluyordur.

Eğer bu anlatılanlar ilginizi çekiyor ve yeni bültenler yayımlandığında haberdar olmak istiyorsanız, aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi yazarak abonelik yaptırabilirisiniz.

Herkese iyi bir hafta diliyorum.

Geliştirici: Arda Çetin

Mühendishane, Arda Çetin tarafından hayata geçirilen bir eğitim projesidir. Malzeme mühendisliği üzerine hazırlanan eğitim içerikleri için Muhendishane.org adresini, eğitim ve kariyer bültenleri için Muhendishane.net adresini ziyaret edebilirsiniz.

2 replies on “06.12.2020: Bülten.23”

Her zamanki gibi etkili bir yazı olmuş,emeğinize sağlık.
Profesörlerimin dahi derslerinde yararlandığı; kaynak niteliğinde olan videolarınız için de,çok teşekkürler.Varlığınız büyük değer taşıyor.👏👏👏

Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s