Kategoriler
Genel

08.11.2020: Bülten.19

Bu haftanın gündemine bir SpaceX roketinin uçuş kabininden bakıyoruz. Otomotive odaklanan bültenlerin ardından, bu haftanın gündeminde havacılık var: Gelin pandeminin kıskacında boğulurken, büyük yenilikleri de içinde büyüten bu sektöre birlikte bakalım.

Gündem

Havacılığın zor zamanları

Öncelikle güncel duruma bir göz atalım: Havayolu şirketlerinde ciro düşüşü beklentisi devam ediyor.

Pandeminin en ciddi etkilediği alanlardan bir tanesi havayolu şirketleri oldu. Pandeminin bu ciddi etkisi, birçok tedarikçinin de bu süreçten olumsuz etkilenmesine yol açıyor.

Konu nedir?

Pandemiden en ciddi şekilde etkilenen havayolu şirketlerinin yakın bir gelecekte toparlanması olası görünmüyor.

Ayrıntı verebilir miyiz?

Bu konu özelinde verilebilecek çok örnek var. En yakın tarihli örneklerden bir tanesi, ABD’ye ait United Airlines’ın CEO’su Scott Kirby’nin Eylül ayındaki açıklaması: İş seyahatlerinin tamamen durma noktasına geldiğini belirten Kirby, turistik seyahatlerde ise ciddi bir düşüş olduğunu söylemiş, ikna edici bir aşı gelene kadar bu durumun değişmesini beklemediklerini de eklemişti.

Tüm uçuşlar aynı şekilde mi etkilendi?

Hayır. Kısa mesafelerde insanlar pek risk almadıklarını düşünüyor olabilir. Ama resmin olumsuzluğu özellikle uzun mesafeli uçuşlarda ortaya çıkıyor. Kirby’nin açıklamasına göre United’ın uluslararası uçuşlardan elde ettiği ciro, geçen senenin ilk yarısıyla kıyaslandığında %96 düşmüş durumda. İç hatlarda düşüş bu kadar sert değil.

Bizde durum nasıl?

Açıklanan verilere göre yılın ilk yarısında THY’nin cirosu geçen senenin aynı dönemine kıyasla 18,67 milyar TL’den 6,18 milyar TL’ye düşmüş durumda. Yani toplamda %67 oranında bir ciro kaybından bahsediyoruz. Pandemi nedeniyle THY’de personel maaşlarında kesintiye gidildiğini de hatırlayalım.

Uçak üreticilerinde durum nasıl?

Uçuşların olmadığı bir dünyada, uçak satışlarının normal seyretmesini bekleyemeyiz. Okyanusun iki tarafındaki iki büyük üreticiye bakalım: Amerika tarafında Boeing, sene başından beri sipariş iptalleri alıyor. Eylül ayı, sipariş iptallerinin üst üste devam ettiği yedinci ay olmuştu. Üretimdeki bu düşüş personellerin işten çıkarılmasını kaçınılmaz hale getiriyor. Boeing geçtiğimiz hafta 7.000 personeli daha işten çıkaracağını duyurmuştu. Geçen senenin aynı dönemine göre Boeing’in açıklanan ciro kaybı %56 düzeyinde.

Peki Avrupa?

Amerika ile benzer bir durum görüyoruz: Avrupa’nın büyüğü Airbus, bu yılın ilk yarısında geçen senenin aynı dönemine kıyasla %55 oranında bir ciro kaybı yaşadığını açıklamıştı.

Motor üreticilerinde durum nasıl?

Sektörün hali bu durumdayken, motor üreticilerinde farklı bir tablo görmeyi bekleyemeyiz. Örneğin Airbus ve Boeing için motor üreten GE tarafından Ekim ayında yayımlanan verilere göre, GE Avitation geçen yılın aynı dönemine kıyasla %39 oranında ciro kaybı yaşıyor. (Power ve Renewable Energy tarafında ise toparlanma göze çarpıyor). Motor satışlarındaki düşüşe ek olarak bakım gelirlerinin de düşmesine bu bağlı bu olumsuzluğun, Kirby’nin de (yukarıda) belirttiği gibi, ikna edici bir aşı bulunana kadar sürmesini bekleyebiliriz.

Olumsuzlukları anladık. Peki yenilikler?

Pandemi elbette ki bir noktada toparlanma sürecine girecek. Bu durgunluk sırasında sektörde ne gibi yenilikler geliştiriliyor, pandemi sonrasında, orta ve uzun vadede neler görebiliriz gibi sorular, Deloitte tarafından yayımlanan 2020 Global Aerospace and Defense industry outlook raporunda ele alınmış. Gelin öne çıkan maddelere birlikte bakalım.

Elektrikli uçaklar üzerine çalışmalar uzun süredir devam ediyor. Airbus çalışmalarının ayrıntılarını merak edenler bu sayfadan bilgi alabilirler.

Elektrikli uçaklar: Elektrikli araçlardan sonra, sıra bir noktada elektrikli uçaklara da gelecek elbette. Hatırlarsanız Elon Musk da (ironik bir şekilde) roketler dışında tüm taşıma araçlarının zaman içinde elektrikliye döneceğini belirtmişti. Bu dönüşümün uçaklarda hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi oldukça zor: Çünkü mühendislik tarafında tüm onayların alınması yıllar sürecek bir süreç olabilir. Ancak iklim krizi kaynaklı baskıların da iteklemesiyle, beklenenden erken bir gelecekte bunun mümkün olduğunu görebiliriz. Rolls-Royce ve Safran gibi köklü şirketler yanında elektrikli uçaklar üzerine çalışan birçok yeni girişimin de bulunması, bu yeniliğin beklenenden hızlı gerçeğe dönüşebileceği şeklinde yorumlanabilir.

UAM, yani urban air mobility. Bu ifadeyi önümüzdeki yıllarda çok duyacaksınız.

Şehir içi taşımacılığı: Bir önceki bültende bahsetmiştim: Arabaların elektrikli ve otonom hale geldiği bir dünyada, hava araçlarının bunun gerisinde kalmalarını bekleyemeyiz. Otonom ve elektrikli hava araçlarının şehir içi hava taşımacılığı (urban air mobility, UAM) alanında kullanılması aslında teknolojik açıdan çok zor bir iş değil. Otonom sürüş belki ilk aşamada zor bir konu, ama elbette bir noktada bu da gerçeğe dönüşecek. Bu araçların hayatımıza girmesini geciktiren şey teknolojiden ziyade gerekli onayların alınması olacak diye düşünüyorum. Bu araçların rahatlıkla inip kalkacağı alanların şehir içinde oluşturulması da dikkate alınması gereken bir diğer konu olacak. UAM alanında ne gibi çalışmalar yapıldığına dair fikir edinmek için aşağıdaki 2019 tarihli videoya göz atabilirsiniz.

Otonom uçaklar: Otonom sürüş teknolojileri sadece UAM için geliştirilmiyor. Bu teknolojinin yolcu uçaklarına da bir noktada geldiğini göreceğiz. Kokpit içindeki personel sayısını azaltacak bu teknoloji, aslında bir yandan havayolu şirketlerinin yaşadığı pilot darlığına da bir çözüm olacak. Özellikle pandemi sonrasında uçuşlar açılığında, pilot darlığının büyük bir problem olabileceği düşünülüyor.


Hâlâ abone olmadınız mı?

Merhaba. Ben Arda ÇetinMühendishane Akademi projesinin bir uzantısı olarak başladığım eğitim ve kariyer bültenlerinde, alışageldiğimiz klişe ve banal “kariyer tavsiyeleri” yerine, dünyanın nabzını birlikte tutup, krizlerin kucağına düşmüş bir dünyada anlamlı bir eğitim ve kariyer yolculuğunun yol haritasını nasıl çizebileceğimizi birlikte düşünelim istiyorum.

Henüz abone olmadıysanız, Pazar sabahları yayımlanan haftalık bültenleri e-posta yoluyla almak için aşağıdaki kutuya e-posta adresinizi girebilirsiniz.


Güncel trendler ve öne çıkanlar

Teknoloji ve sanayi

Havacılık alanında güncel durumu ve geleceğe yönelik beklentileri kısaca özetledikten sonra, gelin bu alanda çalışan düşünce liderlerinin gündemlerinde neler var, kısaca bir göz atalım.

SpaceX Mars’ta kendi kanunlarını koyacak: Bu kadar iddialı ve yenilikçi bir projeye kalkıştığınızda, bu kadar iddialı beyanlarda da bulunabiliyorsunuz. Elon Musk, geçen hafta yaptığı bir açıklamada Mars’ta kurulacak medeniyetin hiçbir şekilde dünyaya bağımlı olmayacağını, tamamen kendi ayakları üzerinde durabilen bir toplum kurmak hedefinde olduklarını belirtmişti. Yeni haberlere göre, SpaceX üstlendiği bu büyük misyonu gerçekleştirirken, uluslararası kanunları değil, kendi oluşturacağı yeni kanunları esas alacak. Starlink internet projesinin hizmet koşullarında geçen ifadelere göre SpaceX, Mars’ta ve Starship uzay gemisinde sunacağı hizmetlerde tüm paydaşların Mars’ı özgür bir gezegen olarak tanıyacağını ve Mars’taki aktivitelerde dünyadaki hiçbir hükümetin kanun ve egemenliğini tanımayacaklarını ifade ediyor. [Link @Independent, İngilizce]

Not: Yukarıdaki haber birçok yerli gazetede de yer aldı. Ancak ülkemizdeki gazetelerin genelinin bu haberi “SpaceX’in başına buyruk planları afişe oldu” gibi drama yüklü başlıklarla gündeme taşımaları ve linkini verdiğim Independent’in konuyla ilgili olarak SpaceX ile birebir görüşmüş olması nedeniyle, yabancı bir gazetenin linkini vermeyi tercih ettim.

SpaceX Starship gemisi büyük, gerçekten büyük: SpaceX bir yandan dünyadan bağımsız bir medeniyet kuracağını söylüyor ama diğer yandan dünyada ne var ne yok götürmeyi de planlıyor sanki. Yukarıda gördüğünüz fotoğraf, Starship Super Heavy (SH) yardımcı roket (booster) gövdesini oluşturacak parçaları gösteriyor. Çelik gövdelere sahip bu yardımcı roket tamamlandığında 70 m gibi bir yüksekliğe sahip olacak. Wikipedia’daki son güncellenen bilgilere göre, Starship gemisinin kargo taşımaya başladığını 2021 senesinde görebileceğiz. [Link @Teslarati, İngilizce]

31 Ekim 2020’de çekilen Starship SN8 fotoğrafı (Wikimedia Commons CC?)

ExOne ABD Hava Kuvvetleri için yüksek dayanımlı çelik geliştiriyor: Bilmeyenler için ExOne, özellikle binder jet yöntemi üzerine uzmanlaşmış, büyük ölçekli, endüstriyel 3D yazıcılar geliştiren bir şirket. Çalıştığım şirkette biz de oldukça büyük bir kum kalıp yazıcısını kullanıyoruz. Şirketin yeni hedefi, bir eklemeli imalat alaşımının binder jet yöntemine adapte edilmesinde ABD Hava Kuvvetleri’ne destek vermek. Haberlerde yeni bir alaşım geliştirilecek gibi ifadeler görebiliyoruz, ancak bu doğru bir bilgi değil: Bu habere konu olan AF-9628 alaşımı, yine ABD Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarında (AFRL) çalışan bir araştırmacı, Dr Rachel Abrahams tarafından geliştirilmişti. Geleneksel eklemeli imalat alaşımlarına kıyasla %20 oranında daha yüksek çekme dayanımı sergileyebilen bu alaşımın 2019 tarihli duyurusunu AFRL internet sayfasında görebilirsiniz. Bu alaşımın ExOne’ın uzmanlığı olan binder jet yöntemiyle üretilmesi durumunda ciddi bir maliyet avantajı elde edilmesi bekleniyor. [Link @BusinessInsider, İngilizce]

Artık okul bitti diye bir şey yok.

Üretim dönüşüyor ama çalışan havuzu hazır değil: Bu konuyu geçtiğimiz haftaların bültenlerinde de sıklıkla ele almaya çalıştım. Üretimin dijitalleştiği bir dönemdeyiz ama bu yeni dönemin ihtiyaçlarını karşılayabilecek çalışan havuzu gittikçe artan bir problem olmaya devam ediyor. Üniversitelerin bu dönüşümün ihtiyaçlarına karşı isteneni henüz veremediklerini biliyoruz. Bu sadece ülkemize mahsus değil, dünya genelinde görülen bir problem. Business Insider haberine göre şirketler dijitalleştikçe, önümüzdeki yıllarda artan işsizlikle birlikte şirketlerde doldurulamayan milyonlarca boş pozisyonu aynı anda göreceğiz. Haberde gelecekte öne çıkacak bazı özel becerilerden bahsedilse de, ana mesaj artık hepimizin bir ömür boyu öğrenmek zorunda olduğumuzu kabul etmemiz. Artık okul bitti, üniversite bitti diye bir şey yok. Çalıştığınız süre boyunca öğrenmek artık iş hayatının zorunlu bir parçası. [Link @BusinessInsider, İngilizce]

Mercedes Formula 1’de üst üste yedinci defa şampiyon: Peki bu haber neden bu bültende? Çünkü bu başarılarının sırrı yukarıdaki videoda: This is engineering.

Akademi ve bilim dünyası

Mete Atatüre Thomas Young Madalyasına layık görüldü: Gurur verici bir haber! Cambridge Üniversitesi Fizik bölümünde görev yapan Prof. Mete Atatüre’nin, yarıiletkenler ve elmasta kuantum optik olgular alanındaki katkıları ve kuantum teknolojisi çevresinde yarattığı heyecan verici uygulamalar nedeniyle bu ödüle layık görüldüğü belirtiliyor. Cambride Üniversitesinin ünlü Cavendish laboratuvarında görev yapan Atatüre, elmaslar üzerine yaptığı çalışmalar nedeniyle geçtiğimiz Nisan ayında ERC’den (European Research Council) 2,5 milyon pound değerinde fon kazanmıştı. [Link @EvrimAğacı]

Yapay zeka mikroyapıları ne kadar iyi tanıyabilir? Önceki haftanın bültenlerinde, yapay zekanın malzeme karakterizasyonu alanında nasıl kullanılabileceğine dair bazı örnekler vermiştim. Yapay zekanın mikroskop tabanlı karakterizasyon yöntemlerindeki büyük potansiyelini gösteren bir makale (2021’de basılacak şekilde) çevrimiçi yayımlandı. Makalede, yapay zeka modellerinin önündeki en büyük engelin öğrenebileceği yeterli sayıda mikroyapı görüntüsünün bulunmadığı anlatılıyor. 17. bültende bahsettiğim küçük veriden (small data) büyük verinin (big data) elde edilmesiyle, bu modellerin nasıl geliştirilebileceği bu makalede de ele alınmış. [Link @ScriptaMaterialia, İngilizce. Görüntülemek için üyelik gerekiyor.]

Phloeodes diabolicus.

Savunma sanayi ezilemeyen böcekten ne öğrenebilir? Purdue Üniversitesi araştırmacılarının bugünlerde üzerinde kafa patlattıkları sorulardan bir tanesi de bu. Kuzey Amerika’da bulunan Phloeodes diabolicus adında bir böcek, sıkıştırılmaya ve üzerine aldığı darbelere karşı sıra dışı bir dayanıklılık gösteriyor. Bu dayanıklılığı “terlikle öldürülemiyormuş” düzeyinde değil, üzerinden kamyon geçse de bu yüke dayanabiliyor şeklinde anlamamız daha doğru olur. Araştırmanın kapsamı ilk bakışta biraz komik gibi görünse de, elde edilen bulgular aslında oldukça önemli. Örneğin savunma sanayisinde zırh malzemeleri geliştirilirken, malzemelerin kendi başına sergiledikleri özellikler dikkate alınır. Ancak bu böceğin bize gösterdiği şey, dayanıklılığın böceğin zırhındaki malzemeden ziyade, yük dağılımına olanak sağlayan tasarımından geliyor olması. Yük altında soğan katmanları gibi birbirleri üzerinde kayarak yükün dağıtılmasına olanak sağlayan bu doğal yapıdan öğrendiklerimiz, inşaat ve savunma alanında yepyeni uygulamaların kapılarını açabilir. [Link @Nature, İngilizce. Görüntülemek için üyelik gerekiyor.]

İklim ve sürdürülebilirlik

Avrupa ülkeleri çevreye verdikleri zararı “taşere” ediyor: Bunu ilk olarak Prof. Dr. Levent Kurnaz’ın Son Buzul Erimeden kitabını okuduğumda öğrenmiştim: Avrupalı ülkeler sera gazı emisyonu yüksek olan prosesleri, gelişmemiş denildiğinde ayıp olduğu için gelişmekte olan dedikleri ülkelere öteleyerek kendi salımlarını düşük gösteriyorlar. Örneğin çimento üretimi gibi. Biz dünyanın çimento devi olduk diye gururlanıyoruz, ama bu üretime bağlı bütün salım bizim hanemize yazılıyor. Ancak Avrupalı ülkeler bu çimentoyu alıp kullanmaya devam ediyor. Yani üretim değil de, tüketim kaynaklı salımları dikkate aldığımızda, aslında bambaşka bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. Nature bu konuyu etkili bir anlatımla kaleme almış: Makale AB’nin bir yandan sürdürülebilirlik temasını vurgularken, diğer yandan sera gazı salımı yapan ürün ve prosesleri taşere ederek aslında nasıl güzel bir kılıf hazırlandığını örneklerle anlatılıyor. Green Deal’in bu tutarsızlığın önüne nasıl geçebileceği de maddeler halinde açıklanıyor. [Link @Nature, İngilizce]

Net salımları sıfırlayacaklarını beyan edenlerin sayısı artıyor: Bu hafta bir açıklama da Güney Kore’den geldi: 2050 yılına kadar net sera gazı salımlarını sıfırlayacağını açıklayan Başkan Moon Jae-in, özellikle kömürden uzaklaşıp yenilenebilir enerjiye ağırlık vereceklerine vurgu yapıyor. Benzer açıklamaları yakın bir tarihte Çin ve Japonya da yapmıştı. Bu açıklamaların yarattığı baskı, temiz teknolojiler konusunda dünya devi olmak için yarışan Çin gibi ülkelerin ticari planlarına da destek oluyor. Guardian verilerine göre dünyadaki elektrik araçların yarısı, elektrikli otobüslerin %98’i ve elektrikli motorsikletlerin %99’u Çin’de bulunuyor. Çin, Li-ion pil üretiminde de dünya liderliğini elinde bulunduruyor. [Link @ClimateHomeNews, İngilizce]

Celsa steel kömür yerine “yeşil hidrojen” kullanacak.

Çelik üretiminde kömür yerine hidrojene geçmek çevreci bir hareket mi? Bu tamamen hidrojeni nasıl ürettiğinizle ilgili bir konu. Dünya genelinde üretilen hidrojenin %95 gibi bir oranı fosil yakıtlardan elde ediliyor. Bunun sonucu olarak ciddi bir miktarda CO2 üretiliyor. Metan kullanılan bu sürecin birinci aşamasında aşağıdaki tepkime,

CH4 + H2O → CO + 3 H2

ikinci aşamasında ise CO + H2O → CO2 + H2

tepkimesi gerçekleşiyor. Üretilen CO2 nedeniyle bunun pek çevreci bir enerji kaynağı olduğunu söylememiz doğru olmaz. Ama bu haberdeki durum farklı. Celsa steel, Norveçli Nel Hydrogen ve Avrupa’nın en büyük yenilenebilir enerji üreticisi Statkraft ile ortaklaşa bir çalışma ile, enerji üretimi için “yeşil hidrojen” tesisi kuracağını duyurdu. Fosil yakıt yerine elektrolize dayanan bu üretim yöntemi, şu anda dünyadaki hidrojen üretiminin sadece %4 gibi bir kısmını sağlıyor. Bu prosesin gerçek anlamda “yeşil” olarak adlandırılabilmesi için, elektroliz için gereken elektriğin de yenilenebilir kaynaklardan elde edilmesi gerektiğini bilmemizde fayda var. [Link @Reuters, İngilizce]

“Paris Anlaşmasından çekilme kararı alındığında da yanlıştı, bugün de yanlış.” Alınan bu karar ABD içinde de protesto edilmişti. Edilmeye de devam ediyor.

ABD Paris İklim Anlaşmasından resmen çekildi: Çekilme kararı 2017 senesinde alınmış, başvuru ise 2019 senesinde yapılmıştı. Bu hafta kesinleşen duruma göre, imzalayan ülkeler içinde Paris Anlaşmasından resmen çekilen ilk ülke ABD olmuş oldu. Anlaşma, endüstri devriminin başlangıcı kabul edilen 1750 senesine kıyasla, atmosferdeki insan kaynaklı sıcaklık artışının en fazla iki derece düzeyinde kalmasını sağlamayı hedefliyor. [Link @DW]


Eğitim ve kariyer yolculuğu

Uzaktan çalışma: Bizimlesin.

Dünya Ekonomik Forumunun internet sayfasında yayımlanan bir yazı, uzaktan çalışma sürecinde hem ruh sağlığımızı korumak, hem de iş arkadaşlarımızla daha doğru bir iletişim kurabilmek için yazılıdan ziyade sözlü iletişime ağırlık vermemiz gerektiğini konu alıyor. E-posta yerine Zoom toplantılarını tercih etmek gibi.

Konu nedir?

Aslında yazının içeriği, benim burada ele almak istediğim konudan farklı: Ben bu örneği, uzaktan çalışmanın artık nasıl bir norm haline geldiğini vurgulamak için vermek istedim. Uzaktan çalışmanın gelip geçici bir şey değil, artık kalıcı bir durum olarak algılanmaya başlandığını farklı kanallardaki içeriklerde de görebiliyoruz.

Başka bir örnek verebilir miyiz?

Bir diğer örnek: New York merkezli bir kariyer sitesi olan The Muse, uzaktan çalışmaya geçen şirketlerin mülakatlarına nasıl hazırlanılması gerektiği, ne tür sorular beklenilmesi gerektiği üzerine tavsiyeler yayımlamış. Yazı burada. Bu da uzaktan çalışmanın yerleşmeye başladığını gösteren bir diğer örnek diye düşünüyorum.

Ne tür sorular beklemek gerekiyormuş?

Daha önce uzaktan çalıştınız mı? Uzaktan çalışma için kullanılan ne tür program ve araçlara hakimsiniz? Uzaktan çalışma sırasında doğru bir iletişim için kullandığınız yöntemler neler? Zamanınızı kendi başınıza yönetmek için ne tür yöntemler kullanıyorsunuz? Evden çalışırken kendinizi nasıl motive ediyorsunuz? Uzaktan çalışırken bir projenin başarılı olmasını sağlamanın anahtarı sizce nedir? Bir değişime adapte olmak için uğraştığınız bir örnek verir misiniz? Bir iş arkadaşınızla çatışma yaşadığınız bir duruma örnek verebilir misiniz? Ne yapmanız gerektiğini bilmediğiniz bir durumda, çözüm üretmek için neler yaptığınızı anlatabileceğiniz bir örnek verir misiniz?

Daha önce uzaktan çalışmadım. İlk soruda elenecek miyim?

Tüm sorulara cevap önerileri yazmak niyetinde değilim, ama bu soru için bir şeyler söyleyeyim. Çünkü mülakatlarda sık gelen bir soru olacağını düşünüyorum: Bence öğrencilik hayatınızı örnek vererek bu soruyu atlatabilirsiniz. Sonuçta bu yeni bir konu. Çoğu insan daha önce hiç uzaktan çalışmadı. O yüzden gerçek anlamda bir dezavantajınız yok. Ama öğrencilik yılları bence bu soru için güzel bir örnek olabilir: Düşünürseniz, bu yıllar da aslında bir tür uzaktan çalışma dönemi değil mi? Bugün anladığımız şekliyle olmasa da, uzun raporların, ödevlerin tek başına hazırlandığı, arkadaşlarla mail üzerinden haberleşerek projelerin yapıldığı çalışmalar, bu soruyu cevaplamak için verebileceğiniz örnekler olabilir.

Bu sorularda geleneksel mülakat sorularından farklı olan nedir?

Bana kalırsa geleneksel mülakat sorularından farklı olarak iki özellik öne çıkıyor:

  1. Kendi başına çalışma, organize ve motive olma becerisi.
  2. İletişim ve çatışma çözme becerisi.

Bu iki özellik elbette her iş ortamında önemli ve değerli. Ancak uzaktan çalışma durumunda tek başınıza olmanız nedeniyle, kişisel organizasyon becerileriniz ve motivasyonunuz öne çıkıyor. Yüz yüze iletişimin eksikliği nedeniyle, çatışma çözme ve diğer iletişim becerileri de sanki daha da bir önem kazanıyor diye düşünüyorum. Çünkü yanlış anlamaların öne geçmek, muhtemel gerilimleri çözümlemek için artık daha çok çaba sarf etmeniz gerekiyor.

Çalışan perspektifinden eksik olan nedir?

Uzaktan çalışmanın bazı açılardan hem işverenler, hem de çalışanlar için avantajları var. Bunları hepimiz biliyoruz. Ancak önemli eksikleri de var. Bana kalırsa pek üzerinde durulmayan eksiklerden bir tanesi rastgeleliğin ortadan kalkması. Yani kahve alırken karşılaştığınız bir iş arkadaşınızla ayak üstü bir işi konuşarak halletmek, ya da öğle yemeğinde tesadüfen aynı masaya oturduğunuz kişilerle sohbet sırasında bir probleme çözüm üretmek, ya da yeni bir proje fikri geliştirmek gibi. Bu tür rastgele çarpışmaların ortadan kalktığı bir çalışma kültüründe, eksik kalan bir şeyler olduğunu eminim zamanla hepimiz fark edeceğiz.

Peki üretim şirketleri?

Üretim şirketlerinin tamamen uzaktan çalışma düzenine geçmeleri yakın gelecekte pek mümkün görünmüyor. Otomasyonla bunu bir yere kadar çözebiliriz. Hatta bunu bugünden başaran örnekler de var. Ama bunun geneli kapsayan bir normal olacağını, en azından yakın bir gelecekte ben beklemiyorum. Üretim alanında çalışanlar, kısmi ya da tam zamanlı iş yerine gitmek durumundalar.


Kitap tavsiyesi

Kitabın Türkçe baskısı İnkilap yayınlarından temin edilebilir.

4 Saatlik Hafta / Tim Ferriss

Bu hafta uzaktan çalışma konusuyla bağlantılı bir kitap tavsiyesi vermek istiyorum. Kitabı ilk çıktığı zamanlarda okumuştum. Anlattığı düşünce aslında oldukça basit: Çevrimiçi kanallar ile işleri gelişmekte olan ülkelerdeki çalışanlara (uzaktan) yaptırıp, sizin bir ofise bağlı olmadan, dünyayı gezerek, sadece laptop üzerinden çalışabileceğiniz bir modeli anlatıyor. Tim Ferriss’in anlattığı model basit ve birçok açıdan eleştiriye açık. Ama tek başına çalışma ve kişisel organizasyon konusunda birçok güzel tavsiyeyi de içinde barındırdığını düşünüyorum.

Tim Ferriss’i uzun yıllardır takip ediyorum. Amerika’da geniş kitleler tarafından takip edilen podcastini de ilk başladığı günden bu yana dinliyorum. Eğer henüz bilmiyorsanız, Tim Ferriss ile tanışmak için güzel bir fırsat olabilir. Zaman zaman biraz yüzeysel olsa da, keyifli ve güzel tavsiyeler içeren bir kitap olduğunu düşünüyorum.


Sizin görüşleriniz

Otomotiv üzerine odaklanan bültenlerden sonra, bu hafta biraz da havacılık üzerinde durduğumuz bir bülten hazırlamak istedim. Umarım keyif almışsınızdır. Eklemek istediğiniz yorum ve önerilerinizi aşağıya bırakabilirsiniz. Her Pazar sabahı yayımlanan bu bültenler için bir hatırlatıcı almak isterseniz, aşağıdaki kutuya e-posta adresinizi girerek abonelik de yaptırabilirsiniz.

Şu anda havacılık sektöründe düşünce liderliğini elinde tutan firmalardan bir tanesinin SpaceX olduğuna eminim siz de katılırsınız. Gelin bu haftayı yukarıda yapım aşamasındaki görsellerini paylaştığım Starship gemisinin bir animasyonuyla kapatalım. Bugün animasyonlarını izlerken, kim bilir, belki yakın bir gelecekte siz de kendinizi bu yıldız gemilerinin birinin içinde bulursunuz.

Herkese iyi haftalar.

Geliştirici: Arda Çetin

Mühendishane, Arda Çetin tarafından hayata geçirilen bir eğitim projesidir. Malzeme mühendisliği üzerine hazırlanan eğitim içerikleri için Muhendishane.org adresini, eğitim ve kariyer bültenleri için Muhendishane.net adresini ziyaret edebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s