Kategoriler
Genel

18.10.2020: Bülten.16

Bu hafta Tesla’nın malzeme çalışmalarından tutun, mavi yakayı tehdit eden robotlara ve üretim trendlerine kadar geniş bir yelpazede konuları ele alıyoruz. Öğrenme konusunda birkaç tavsiye de bu haftanın bonusu.

Gündem

Metalurji hala ar-ge potansiyeli taşıyor mu?

Hızlı bir giriş yapalım: Tesla yeni alüminyum alaşımlarının patentini alıyor.

Mesele sadece alaşımı üretmek değil. Araç gövdesini tek parça dökebilmek de bir ar-ge konusu. Tesla bunu da başarıyor. Ayrıntılar yazının devamında.

Konu nedir?

Aslında bu yeni bir haber değil: 2020 ilkbaharında Tesla’nın geliştirdiği bazı yeni alüminyum döküm alaşımlarının patentini aldığı duyuruldu. Patente konu olan alaşımlar özellikle kokil döküme yönelik geliştirilmiş.

Bilinmeyen bir alüminyum döküm alaşımı kaldı mı?

Burada konu bilinmeyeni keşfetmek değil: Standartlarda yer alan alaşımların sergilediği özelliklerin kapsamını genişletebilecek, daha geniş bir yelpazede özellikler sergileyen malzemeleri üretebilecek çalışmalar yapabiliyor olmak gerekiyor. Tesla da bu konuda güzel bir adım atmış ve yüksek elektriksel iletim ile yüksek dayanımı harmanlamayı başarmış.

Dayanım ve elektriksel iletim aynı anda yüksek olamaz mı?

Metal ve alaşımlar için bir genelleme yapmak istersek, hayır: Biri arttıkça diğer azalır. Saf metallerin dayanımı alaşımlarına kıyasla düşüktür. Metalleri kuvvetlendirmek için bazı elementlerle alaşımlarız. Ancak metaller saflıklarını kaybettikçe, yani kristal yapılarındaki yabancı atomların sayısı arttıkça, elektriksel iletkenlikleri azalmaya başlar. (Ayrıntısını merak ediyorsanız, Mühendishane Akademi’de bununla ilgili bir ders izleyebilirsiniz.)

Örnek verebilir misiniz?

Saf alüminyuma yakın diyebileceğimiz 100.1 alaşımının akma dayanımı 50 MPa değerini zor buluyor. Elektriksel iletkenliğinin ise %48 IACS (International Annealed Copper Standard) düzeyinde olduğunu görüyoruz.

Sanayide yaygın kullanılan A356 alaşımının ise akma dayanımı 175 MPa düzeyine çıkabiliyor. Bu artışın nedeni, alaşımda bulunan silisyum ve magnezyum gibi bazı elementlerin varlığı. Ama bu elementler alüminyuma eklendiğinde, elektriksel iletkenliğin yaklaşık %40 IACS düzeyine düştüğünü görüyoruz. Dayanım artarken, iletkenlik azalıyor.

Tesla’nın elde ettiği değerler ne düzeyde?

Ortada bir mucize yok aslında: Tesla’nın yaptığı açıklamaya göre patentini aldıkları alaşımlar 90 – 150 MPa arasında akma dayanımı yanında, %48 – %55 IACS arasında elektriksel iletkenlik değeri sergileyebiliyorlar.

Tesla’nın patentini aldığı alaşımların sergilediği özelliklerin özeti. Kaynak: Electrek.co.

Bu özellikler patent almaya değer mi?

Patentte verilen %55 IACS değerinin iyi bir iletkenlik değeri olduğunu söyleyebiliriz. Bu değerin özellikle bir döküm alaşımında elde edilebiliyor olması da önemli bir başarı.

Ancak unutmamak gerekir ki, patentin tek amacı malzemeyi korumak değildir. Bunu bir pazarlama hamlesi olarak da düşünülebiliriz. Elon Musk yaklaşık 2 yıl önce Apple’ın malzeme uzmanı Charles Kuehmann ile anlaşmış ve Tesla ve SpaceX firmalarında birlikte çalışmaya karar vermişti. Bu birlikteliğin bir meyvesi olarak sunmak adına böyle bir patent çalışması yapılmış da olabilir. Benzer bir “uzmanlık” algısının Apple döneminde de yaratıldığını geçmiş reklamlardan biliyoruz.

Kim demiş döküm bitti diye? Tesla’dan bir diğer örnek.

Tesla bugüne kadar üretilmiş en büyük döküm makinasının peşinde.

Tesla’nın araç gövdesini dökümle tek parça halinde üretme planları hayata geçiyor.

Tek parça halinde döküm şansınız varken, kim 70 ayrı parçayı birleştirmekle uğraşır ki?

Neden böyle bir şey yapıyorlar?

Çünkü döküm ucuz ve kendini ispatlamış bir yöntem. Elon Musk’ın açıklamasına göre 70’in üzerinde alüminyum bileşeni perçinlemek ya da birleştirmekle uğraşmak yerine, tüm bu gövdeyi dökümle tek parça halinde üretmek çok daha hızlı ve ucuz bir çözüm sağlayabilir.

Bu döküm makinesini Tesla mı yapacak?

Hayır. Makine İtalyan IDRA Srl bünyesinde yapılıyor. 5.500 tonluk ilk Gigapress Mayıs 2019 ayında Tesla tarafından sipariş edilmiş ve sevkiyat öncesinde Tesla’nın isteği doğrultusunda 6.100 tona yükseltilmişti.

Tesla için üretilen Idra OL 6100 CS Giga Press’in bir görüntüsü. (Resim: Wikimedia Commons CC BY 3.0)

Hâlâ abone olmadınız mı?

Merhaba. Ben Arda ÇetinMühendishane Akademi projesinin bir uzantısı olarak başladığım eğitim ve kariyer bültenlerinde, alışageldiğimiz klişe ve banal “kariyer tavsiyeleri” yerine, dünyanın nabzını birlikte tutup, krizlerin kucağına düşmüş bir dünyada anlamlı bir eğitim ve kariyer yolculuğunun yol haritasını nasıl çizebileceğimizi birlikte düşünelim istiyorum.

Henüz abone olmadıysanız, Pazar sabahları yayımlanan haftalık bültenleri e-posta yoluyla almak için aşağıdaki kutuya e-posta adresinizi girebilirsiniz.


Güncel trendler ve öne çıkanlar

Tesla’nın çalışmalarının arkasından, hızımızı kaybetmeden teknoloji ve sanayi tarafında öne çıkan gelişmelere bir göz atalım.

Teknoloji ve sanayi

2019 itibariyle üretimde en çok robot kullanan ülkeler.

Mavi yaka yerini robotlara bırakıyor: Bunu birçok yerde duyuyor ve okuyoruz belki ama verileri gördüğümüzde konu daha gerçekçi bir çerçeveye oturuyor: Uluslararası Robot Federasyonu (IFA) verilerine göre 2016 senesinde üretim sektörlerinde küresel çapta her 10.000 çalışana karşılık 74 robot bulunurken, 2020 senesinde bu sayı 133’e çıkmış durumda. Belki çok az diye düşünüyor olabilirsiniz ama bir robotun bir çalışana denk olmadığını dikkate alırsanız, artış hızı aslında hiç de azımsanacak bir seviyede değil. Dört yıl içinde yaklaşık ikiye katlanan bir orandan bahsediyoruz. Endüstriyel otomasyonu benimseyen ülkeler arasında Çin liderliğini sürdürüyor olsa da, en yüksek robot yoğunluğuna baktığımızda her 10.000 çalışana karşılık 855 robotla Güney Kore’yi görüyoruz. [Link @WorldEconomicForum, İngilizce]

Robotları anladık. Peki yeşil enerjide dünya lideri kim? Görünen o ki, Birleşik Krallığın dünya lideri olma yönünde bir planı var. Başbakan Boris Johnson’un açıklamasına göre, Birleşik Krallık 2050 senesine kadar net emisyonları sıfıra düşürmeyi ve yeşil enerji alanında 60.000 yeni iş imkanı yaratmayı hedefliyor. Bu iş imkanlarına, dolaylı yoldan yeşil enerji üretimine dokunan fabrika, tedarik zinciri ve inşaat işleri de dâhil olacak. Bu hedeflere ulaşmanın ilk adımı olarak 2030 senesine kadar ülkede yer alan bütün evlerin rüzgar enerjisiyle beslenmesi ve hükümetin daha önce açıkladığı 30 GW hedefinin 40 GW’a arttırılması amaçlanıyor. [Link @TheManufacturer, İngilizce]

MODE Team (Malzeme Odaklı Döngüsel Ekonomi) platformundaki yazıları kaçırmayın. Bu konuları bugünden takip ediyor ve bilgileniyor olmak özellikle malzeme mühendisleri için çok önemli.

Döngüsel ekonomi artık bir zorunluluk: Çünkü artık atığa kimsenin tahammülü kalmadı. Türkiye’de bu algının yerleşmesi zor diye düşünüyor olabilirsiniz. Ama küresel tedarik ağını elinde tutan büyük şirketlerin döngüsel ekonomiyi benimsemesi sonucunda bunun bir gereklilik haline geleceği bugünden görülüyor. Döngüsel ekonominin en zor taraflarından bir tanesi, atığın yönetimi. Mode Team projesinde de bu konuyu sıklıkla dile getiriyoruz. Atık yönetimini kontrol altına almak adına genellikle ürünlerini kiralama yoluna giden firmalardan farklı olarak, IKEA kullanmadığınız mobilyaları geri satın aldığı bir modele odaklanıyor. Birçok tüketicinin atmak yerine satmayı tercih edeceği bir gerçek. IKEA da topladığı bu ikinci el ürünleri satabilir. Ama bu fırsat her üretici için geçerli olamaz. Bu modelin farklı ürünlerde de uygulanabilir olması için geri dönüşüme uygun malzemelerin önemi daha artacak diye düşünüyorum. Bu konunun malzeme mühendisleri açıdan önemini yazdığım bir yazıyı Mode Team’de bulabilirsiniz. [Link @BBC, İngilizce]

Akademi ve bilim dünyası

2020 Nobel ödüllerinde kadın bilim insanları öne çıktı: Bu sene 120. yılını dolduran Nobel Ödüllerinin geçmişine baktığımızda, ödül kazananlar arasında 866 erkek ve 53 kadın bilim insanı yanında 24 kurum ve kuruluşun adını görüyoruz. Bugüne kadar verilen ödüllerin yaklaşık %5’ini kadın bilim insanlarının almış olmasına rağmen, bu sene 5 erkek yanında 3 kadın bilim insanının ödüle layık görülmesi sevindirici. Birçok kişi bu farkın arkasında kadın bilim insanlarının sayıca düşük olmasının yattığını düşünüyor olabilir. Ancak işin aslı farklı: 2019 senesinde Nature’da yayımlanan bir makaleye göre kadın bilim insanlarının bu tür prestijli ödüllerde geri kalmalarının esas nedeni, kariyerleri boyunca karşılaştıkları ayrımcılığın daha fazla olması. Bunu ben değil, veriler söylüyor. [Link @Nature, İngilizce]

Makine öğrenimi dersleri Matematik Köyünde başlıyor: Üstelik dersler online olarak da yayımlanacak. 1-7 Şubat 2021 tarihleri arasında düzenlenen eğitim programında katılımcılara makine öğrenmesi yöntemlerini anlamak için gerekli matematik alt yapısının verilmesi hedefleniyor. [Link @NesinKöyleri]

Demir dövüldükçe neden sertleşir? Malzeme mühendisleri bu sorunun cevabının gerinim sertleşmesi olduğunu bilirler. (Bilmeyen ya da hatırlamayanlar da Mühendishane Akademi’deki bu dersi izleyerek bilgilerini tazeleyebilirler.) Bir metalurjist için bu artık genel geçer bir bilgi olsa da, metallerin şekil değişimine girdiklerinde neden sertleştikleri 86 yıl öncesine kadar bilinmiyordu. Dislokasyon adını verdiğimiz bir kusur (Mühendishane’de bu konuda da bir ders bulabilirsiniz) sayesinde kalıcı şekil değişimine girebilen metaller, bu dislokasyonların sayısı arttıkça sertleşiyorlar. Her ne kadar geçirimli elektron mikroskopları (TEM) sayesinde dislokasyonlar hakkında bildiklerimizi arttırmış olsak da, artık atomistik simülasyon yöntemleriyle de dislokasyonların davranışlarını inceleyebiliyoruz. Nature Materials’da geçtiğimiz hafta yayımlanan bir makale, atom hareketlerinin dislokasyon hareketlerine nasıl dönüştüğünü ve bu hareketlerin malzemeleri nasıl sertleştirdiğini çeşitli simülasyonlarla gösteriyor. Aşağıda bu çalışmadaki simülasyonlardan alınan kısa bir video da görebilirsiniz. [Link @NatureMaterials, İngilizce]

Bu video malzeme mühendisliği okumayanlara muhtemelen pek bir şey ifade etmeyecek.

İklim ve krizler

Bültenleri takip edenler biliyordur: Geleceğin dünyasını robotlar, yapay zeka ya da Endüstri 4.0 gibi konuların şekillendireceğini düşünen birçok kişinin aksine, ısrarla göz ardı ettiğimiz iklim, enerji, nüfus gibi kıtlık ve krizlerin daha büyük bir rol oynayacağını düşünüyorum. Gelin bu alandaki gelişmelere de kısa bir göz atalım.

Tarihin en sıcak Eylül ayını yaşadık: Ekim de pek farklı seyretmiyor açıkçası. AB’nin Copernicus iklim değişikliği, servisi geçtiğimiz Eylül ayının kayıtlara geçen en sıcak Eylül olduğunu açıkladı. Yapılan açıklamada özellikle Sibirya, Orta Doğu, Güney Amerika ve Avusturalya’da ölçülen sıcaklıkların mevsim normallerinin oldukça üzerinde olduğu belirtiliyor. Geçtiğimiz Eylül ayı, 2019 senesinin Eylül ayına kıyasla sadece 0,05 derece daha sıcaktı. Ama bu ufak görünen fark bile Kaliforniya’daki orman yangınlarından tutun, Asya’daki sel baskınlarına kadar birçok doğal afeti tetiklemeye yetiyor. Copernicus’da çalışan bilim insanı Freja Vamborg’un açıklamasına göre, yaşanan sıcak dalgaları ve şiddetli yağışların iklim değişikliği kaynaklı olduğu bir gerçek. [Link @WorldEconomicForum, İngilizce]

Nasıl başladı, nasıl gidiyor trendine en çarpıcı örnek: Tarih boyunca 180-280 ppm aralığında değişen CO2 seviyesi 410 ppm üzerine çıktı.
Alarko Carrier fotoğraf yarışması kazananlarından bir örnek. Fotoğraf: Emel Altay

İklim değişikliği fotoğraf yarışması: Alarko Carrier’in her sene düzenlediği iklim değişikliği fotoğraf yarışması sonuçlandı. Büyük firmaların da bu önemli konuya dikkat çekmek adına bu tür faaliyetler düzenliyor olmaları oldukça güzel. Ancak iklim krizi konusunda geldiğimiz noktanın artık güzel fotoğraflar değil, somut aksiyonlar gerektirdiğini de unutmamamız gerekiyor. [Link @AlarkoCarrier]

Büyük hukuk firmaları iklim krizinin tarafında mı? İklim Sorumluluğu için Hukuk Öğrencileri (LS4CA.org) tarafından yayımlanan bir rapor, büyük hukuk firmalarının ağırlıklı olarak iklim krizinin büyümesine katkısı olan fosil yakıt şirketleri için çalıştığını ortaya koyuyor. 2015-2019 yılları arasında iklim krizini şiddetlendiren firmaların tarafını savundukları 286 davada yer alan ilk 100 hukuk şirketinin, fosil yakıt şirketlerinin 1.3 trilyon USD değerinde gelir elde etmelerinde rol oynadıkları belirtiliyor. Atmosferi CO2 değil, kapitalizm kirletiyor. [Link @İklimHaber]


Eğitim ve kariyer yolculuğu

Kendini geliştirmenin günlük pratiği

Bültenin bu kısmında, Elon Musk gibi başarılı girişimcilerin de kullandığı bir öğrenme yaklaşımını ele alacağız.

Yeni mezun genç mühendislerin en çok sorun yaşadıkları konulardan bir tanesi, iş başvurularında kendilerinden “tecrübe” bekleniyor olması. Bu serzenişlerinde oldukça haklılar: Bazı pozisyonların belli bir tecrübe gerektirdiği bir gerçek, ama insanlara fırsat vermeden tecrübe kazanmalarını beklemek de haksızlık.

Tecrübe sadece çalışarak mı kazanılır?

Tecrübenin yıllar geçtikçe doğrusal bir şekilde artan bir şey olmadığını sanırım hepimiz biliyoruz. Yani on yıllık tecrübe sahibi birisi, beş yıllık tecrübe sahibi birine kıyasla iki kat fazla bilgi sahibi olmuyor. Hatta çoğu zaman arada bir fark bile olmuyor. Çünkü on yıllık tecrübe dediğimiz şey, çoğu durumda bir yıllık bir tecrübenin on defa tekrar edildiği anlamına gelebiliyor.

Tecrübe kazandığımdan nasıl emin olacağım?

İsterseniz konunun biraz daha derinine inelim. Bir işe girip çalıştığımızda ya da bir konuyla ilgilenmeye başladığımızda, elbette zaman geçtikçe tecrübe kazanıyoruz. Ama burada farkında olmamız gereken bir şey var: Kazandığımız tecrübe, çoğu zaman başarılı olmak için yapmamız gerekenleri öğretiyor bize. Yani biz bir işte başarılı olmak için, belli bir sonucu elde etmek için bir şeyler yapıyoruz ve bu yaptıklarımızın sonucuna göre nasıl devam etmemiz gerektiğini öğreniyoruz: Eğer başarısız olduysak farklı bir şey deniyoruz, başarılı olduysak yaptığımızı tekrar ediyoruz. Yani, öğreniyoruz.

Bunda yanlış olan ne var?

Yanlış olan bir şey yok. Ama eksik olan bir şey var. Yukarıda anlattığım öğrenme biçimine eğitim biliminde tek döngüde öğrenme (single loop learning) adı veriliyor. Yani bir şey deniyoruz ve elde ettiğimiz sonuca göre kullandığımız metot ve yöntemleri değiştirerek devam ediyoruz. Ama dikkat ederseniz, bu süreçte ne elde etmeye çalıştığımızı sorgulamıyoruz. Yani temel motivasyonlarımızı anlamaya çalışmıyoruz. Neden başarılı olmak istediğimizi, hatta başarının bize ne anlam ifade ettiğini bile belki bilmiyoruz.

Biraz açabilir miyiz?

Bunun alternatifini anlatırsam, belki daha rahat anlaşılabilir: Çift döngüde öğrenme (double-loop learning), kullandığımız yöntemleri değil de, temel motivasyonlarımızı sorguladığımız bir öğrenme biçimini tarif ediyor. Bir örnek vereyim: Çalıştığı bir projede belli bir aşamaya gelmek isteyen bir kişi bir şeyler yapıyor ama müdüründen olumsuz bir geri bildirim alıyor diyelim. Tek döngüde öğrenen birisi, farklı bir şey deneyerek yine aynı sonucu elde etmek adına bir girişimde bulunmayı deneyecektir. Ama çift döngü, bu aşamaya neden gelmek istediğini sorgulayıp, bu aşamanın gerçekten gerekli olup olmadığını anlamak için gayret etmesini sağlayacaktır.

Tek ve çift etaplı öğrenme terimlerini ilk ifade eden, Harvard Business School profesörlerinden Chris Argyris.

Bunu ben de günlük hayatımda uygulayabilir miyim?

Elbette. Ama pek kolay bir iş olmadığını bilmeniz lazım. Bu tek ve çift etaplı öğrenme terimlerini ilk ifade eden Harvard Business School profesörlerinden Chris Argyris’s göre insan doğası aslında tek etaplı öğrenmeye uygun: Dene, olmuyorsa farklı şekilde tekrar dene. Ama neden denediğini ve aslında neyi başarmak istediğini sorgulamak farklı bir gayret gerektiriyor.

Bunu başarıyla uygulayan bir örnek gösterebilir misiniz?

Bu yazının girişinde bir fotoğrafını gördüğünüz Elon Musk, çift etaplı öğrenme konusuna verdiği önemi açıkça ifade eden güzel örneklerden bir tanesi. Kendisi buna fizikten ilham alarak “first principles thinking” adını veriyor. Yani birilerini taklit ederek ya da bazı ön kabullerin ışığında bir yol haritası çizmek yerine, en temel ilkeleri sorgulayarak öğrenmenin öneminden bahsediyor.

Temel ilke ve çift etaplı öğrenme aynı şey mi?

Bir pedagog belki arada fark olduğunu söyleyebilir ama ben özünde aynı şeyden bahsettiğimizi düşünüyorum: Temel gereklilikleri, motivasyonları sorgulamadan, neyi neden yaptığınızı anlamanız mümkün değil.

Ama bu sorgulamayı yaparken dikkatli olmanız lazım. Çünkü içine düşebileceğiniz bazı algısal tuzaklar da var. Gelin şimdi bu tuzaklardan bahseden bir kitaba göz atalım.


Kitap tavsiyesi

Hatasız Düşünme Sanatı / Rolf Dobelli

Bu kitabı tavsiye ederken aslında biraz tereddüt ediyorum çünkü yeni bir şeyler öğrenme fırsatı sunan bir kitap olmasına rağmen, bazı açılardan eleştirilmesi gereken yönleri de olduğunu düşünüyorum. Öncelikle, neler öğrenebileceğinizle başlayalım. Kitap temel olarak akıl yürütme sırasında içine düştüğümüz yanılgılar üzerinde duruyor. Algılarımızın bize oynadığı oyunlar nedeniyle bazı durumlarda olayları nasıl yanlış yorumlayabildiğimizi oldukça güzel örneklerle anlatıyor. Bu konu üzerine başka bir şey okumamış olanlar için oldukça bilgilendirici ve eğlenceli bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

Eleştirebileceğim kısımları ise her zaman olmasa da  bazı yerlerde biraz yüzeysel kalan ve çabuk sonuca varan, hap bilgi diye tarif ettiğimiz şekilde bir anlatımının olması. Örneğin içinde yaşadığımız dönemde gereğinden fazla bilgi bombardımanı içinde olduğumuzu anlatıp, buradan da haber okumayı ya da dinlemeyi bırakmamız gerektiği sonucuna varması bana pek kapsamlı bir şekilde irdelenmiş bir düşünce gibi gelmiyor. Yine de en doğrusu okuyup kendi kararınızı kendiniz vermeniz. Bu tür ayrıntılara takılmazsanız, birçok yeni şey öğrenebileceğiniz, keyifli bir kitap olduğunu söyleyebilirim.


Sizin görüşleriniz

Bu hafta bir sürpriz yapıp ay başını beklemeden bir bülten yayımlamak istedim. Bültenlerin başından beri hem gündemi, hem de bülteni işgal eden Covid-19 gündemini bilinçli olarak dışarıda bırakarak, biraz daha mühendislik gündemi odaklı bir bülten hazırlamaya çalıştım. Umarım okuduklarınızdan memnun kalmışsınızdır. Öneri ve yorumlarınızı aşağıda paylaşabilirsiniz.

Eğer yeni bültenler yayımlandığında bir hatırlatma almak isterseniz, aşağıdaki kutuya e-posta adresinizi yazarak abonelik yaptırabilirsiniz. Hiçbir şekilde spam almayacağınızı söylememe bile gerek yok sanırım.

Her ne kadar bu bültende Covid-19’dan biraz uzaklaşmaya çalışsak da hem salgın, hem de iklim krizi arka planda etkinliğini sürdürmeye devam ediyor. Covid-19 için kendi önlemlerimizi almaktan başka bir çaremiz yok. Hep birlikte bir ilaç ya da aşının çıkmasını bekliyoruz. Ama iklim konusu böyle değil: Aksiyona geçmemizi gerektiren, hem de acilen aksiyon gerektiren bir durumdan bahsediyoruz.

Gelin bu haftanın bültenini kısa bir video ile kapatalım ve neden şimdi harekete geçmemiz gerektiğini birlikte öğrenelim. Herkese iyi bir hafta diliyorum.

Geliştirici: Arda Çetin

Mühendishane, Arda Çetin tarafından hayata geçirilen bir eğitim projesidir. Malzeme mühendisliği üzerine hazırlanan eğitim içerikleri için Muhendishane.org adresini, eğitim ve kariyer bültenleri için Muhendishane.net adresini ziyaret edebilirsiniz.

4 replies on “18.10.2020: Bülten.16”

Merhaba
Sabah bilgisayarımı açıyorum, haberlere bakıyorum. Ekonomi; dolar, altın, sanayiye şöyle teşvik vereceğiz. Teknoloji; bir telefon çıkmış şöyle özellikleri varmış başka bir telefonun kamerası çok iyiymiş. Allahım! en derin yeri bir karış, sanki bir fili bir avuç ot ile beslemeye çalışıyorum. Sonra yabancı sitelere göz atıyorum adeta okyanus ne kadar çok şey var, insanın merakını cezbeden. Sitenizden güzel içerikleri Türkçe okumak bana çok keyifli veriyor.

Beğen

Teşekkürler Mehmet Bey. Benim de amacım bu sığlığın biraz olsun dışına çıkabilmek. Eğer bültenler bunu ortaya koyabiliyorsa, amacına ulaşıyor demektir. Selamlar.

Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s