Kategoriler
Genel

19.04.2020: Bülten.03

Bu hafta: İş dünyasının içine düştüğü büyük belirsizlik. Yoksa kapitalizm de mi yoğun bakımda? Mezun olduğunuz üniversite kariyeriniz açısından ne kadar önemli?

Mühendishane’nin üçüncü bültenine hoş geldiniz. Öncelikle bültenlere oldukça güzel bir ilgi olduğunu belirtmek istiyorum. Desteği ve ilgisi için herkese teşekkür ederim. Bültenler ilk başta “genç mühendisler” vurgusuyla başlamıştı. Ancak kariyerinde oldukça ileri noktalara gelmiş kişilerin de mesajlarını görmeye başladıkça, bültenleri sadece “genç mühendisler” için değil, “kariyerinin her aşamasındaki mühendisler” için adlandırmak daha doğru olacak diye düşünmeye başladım. Bundan sonra “genç” ifadesini kullanırken daha dikkatli olacağım.

İlk üç bültenimize damgasını vuran Covid-19 süreci, bu bültende ve kuvvetle muhtemel ki önümüzdeki bültenlerde de etkisini hissettirmeye devam edecek. Lafı daha fazla uzatmadan, gündem üzerinden bültenimize bir giriş yapalım.

Evde kalmaya devam. (İllüstrasyon: Berat Pekmezci, @babayaro)

Abone olmayı unutmayın

Bu arada henüz abone olmadıysanız, her Pazar sabah yayımlanan bu bültenleri e-posta yoluyla almaya başlamak için aşağıdaki kutuya adresinizi girmeniz yeterli.


Gündem

Pandemi sonrasında iş yapış biçimlerimizde önemli değişiklikler olması bekleniyor.

Covid-19 salgınının yarattığı krizin sağlık boyutu bir yana, iş hayatı da bu beklenmedik durumdan oldukça kötü bir şekilde etkilenmeye devam ediyor. Bugüne kadar alıştığımız iş hayatına kıyasla, salgın sonrasında bizi oldukça farklı bir dünyanın beklediği artık herkesin konuştuğu bir konu haline geldi. Ancak tam olarak nelerin değişebileceği konusunda doğal olarak kafamız biraz karışık. Bu kafa karışıklığı iş dünyasında da bir atalet yaratmış durumda.

Neden daha hızlı bir reaksiyon verilemiyor?

Pandeminin gündemimize girmesinin üzerinden aslında çok da uzun bir süre geçmedi. Nereden baksanız birkaç aylık bir durumdan bahsediyoruz. Ancak bu kadar kısa bir sürede gerçekleşen müşteri taleplerindeki ani çöküş, tedarik zincirindeki kesintiler, ülkelerin sınır ve içişleri yönetimi konularında aldığı keskin önlemlerin yarattığı zorluk ve belirsizlikler, iş dünyasını allak bullak etmiş durumda. Bu süreci atlatır atlatmaz, benzer bir salgın durumunda iş dünyasının ayakta kalmasını sağlamak adına ciddi yapısal değişimler göreceğiz. Bunu hepimiz öngörebiliyoruz. Ancak şu aşamada herkes günü kurtarmaya ve bu belirsizlik içinde yolunu bulmaya odaklanmış durumda.

Krizin geçmesini beklemeden de bir hazırlık yapılamaz mı?

Hazırlanmanın bazı yolları var elbette. Örneğin Copenhagen Business School akademisyenleri Carsten Lund Pedersen ve Thomas Ritter’ın Harvard Business Review dergisinde yayımladıkları bir makalede, şirketlerin krizi atlatmalarına yardımcı olabilecek beş adımlık bir strateji aktarılıyor. Kısa maddeler halinde bu stratejinin adımlarına bir göz atalım:

I. Pandemi dönemi ve sonrasında nasıl bir tavır alacaksınız? Şirketinizin bu tür kriz süreçlerinde nasıl bir tavır alması gerektiğini doğru değerlendirebilmeniz için, faaliyet gösterdiğiniz sektörün ve müşterilerinizin durumu büyük önem taşıyor. Pandemi her sektörü aynı şekilde etkilemedi. (Ayrıntıları aşağıdaki resim üzerinde görebilirsiniz.) O yüzden alabileceğiniz önlemler de çeşitlilik gösterebiliyor. Örneğin pandemi süresince operasyonlarınızı durdurup, sonrasında tekrar başlatma gibi bir şansınız var mı? Pandemi süresince siz çalışır ama müşteriniz durursa, stokları şiştiği için bu sefer pandemi sonrasında işsiz kalabilir misiniz? Sektörünüzün ve müşterinizin durumuna göre tüm bu etkenleri dikkate alarak nasıl bir tavır almanız gerektiğini belirlemeniz gerekiyor.

Covid-19 tüm sektörleri aynı şekilde etkilemiyor. Ancak şu bir gerçek ki bu sürecin bir kazananı var demek pek mümkün değil. (Kaynak: McKinsey & Company, 2 Nisan 2020 verileri. Resim üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.)

II. Salgın sonrası için planınız belli mi? Plan yapmak demek, salgın sonrasında bulunmak istediğiniz pozisyonu elde etmek adına bugün yapmanız gerekenleri netleştirmeniz demek. En kötü plan bile plansızlıktan iyidir derler. Günü kurtarmak adına kendinizi panikle alınmış günlük kararların akışına bırakmak yerine, eksikleriyle de olsa bir plan oluşturup, eylemlerinizi bu plan doğrultusunda yönetmeniz en doğrusu.

III. Salgın sonrasında şirket kültürünüz ve kimliğiniz nasıl değişecek? Böyle bir kriz güven ortamı içinde yönetildiği taktirde insanları birbirine kenetleyebilir, bir ekip ruhu oluşmasına destek olabilir. Ancak tersi bir durumda, güvensiz ve düşmanca bir ortamın ortaya çıkmasına da yol açabilir. Bugün aldığınız kararların pandemi sonrasında şirketinizin kültürüne ve kimliğine etkileri olacağını dikkate almanızda fayda var.

IV. Projelerinizi nasıl başlatıp yöneteceksiniz? Yukarıdaki sorulara verdiğiniz cevapların bazı yeni proje fikirlerini doğurmuş olması gerekiyor. Bu noktada işin zorluğu, şirketinizin geleceğini güvence altına alabilecek bu projelerin önceliğini ekibinize anlatabilmek, projeleri başlatabilmek ve projelerin ilerlemesini sağlayabilmek. Yönetemeyeceğiniz kadar çok sayıda proje başlatıp bunların altında ezilmemeye de dikkat etmeniz lazım.

V. Bu projeleri yönetmek için ne kadar hazırlıklısınız? İşin kilit noktası burada: Şirketinizin bu projeleri tamamlamak adına hazırlık düzeyini nasıl değerlendireceksiniz? İşgücünüzün önemli bir kısmı evden çalışma düzenine geçerse, bu projeleri yine de tamamlayabilir misiniz? Bu projelerin ihtiyaç duyduğu kaynakları hazır tutabilir misiniz? Yapacağınız ön hazırlık, benzer süreçleri az hasarla atlatabilmeniz açısından büyük önem taşıyacak.

Kısaca toparlamak istersek?

Uzun lafın kısası, aslında tüm bu anlatılanlar iki soruya yanıt arıyor: Kriz sürecini bir plan doğrultusunda yönetmeye gayret ediyor musunuz? İkincisi, bu planı gerçekleştirmenizi sağlayacak bir ön hazırlığınız var mı? Bu sorulara sistematik bir çerçevede çalışabilmeniz için yazarların hazırladığı bir de çalışma sayfası var. Burada bulabilirsiniz.


Yoksa kapitalizm de mi yoğun bakımda?

“Tarihin sonu” renkli bir hayat vadediyordu. (İllüstrasyon: Jim Stoten)

Francis Fukuyama, soğuk savaş sonrasında tarihin sonunun geldiğini iddia ettiği bir kitap yayımlamıştı (Link @KitapYurdu). Kitap ana fikir olarak soğuk savaş sonrasında insanlığın artık bulabileceği en iyi sistemi bulmuş olduğunu, serbest piyasa ekonomisiyle ülkeler zenginleşirken, demokrasiyle de halkların mantıklı bir şekilde yönetilebileceğini, liberal kurumların ve düşünce yapısının da hakim unsurlar olarak bundan sonra devam edeceğini anlatıyordu. Artık yeni bir devrim beklenmemesi gerektiği, dünyanın ve tarihin nihai düzeninin kurulduğu mesajını veriyordu.

Ancak Covid-19 süreciyle bug‘ları iyice su yüzüne çıkan bir dünyada, tarihin sonu olarak nitelendirilen bu sistemin bir salgınla bile sallanmaya başlayabileceğine ve ezberlerin çok hızlı bir şekilde bozulabileceğine hep birlikte tanıklık ediyoruz. Dünya, ya da dünyanın hakim düzeni kapitalizm, şu anda birkaç büyük krizin etkisi altında: Gündemimiz her ne kadar büyük bir sağlık krizi tarafından işgal edilmiş durumda olsa da, bundan birkaç ay önce bütün dünya yanan bir kıtayı ve can çekişen hayvanları izliyordu. İklim krizinin etkisini iyiden iyiye hissetirmeye başladığı bir dönemde bir de bu sağlık krizinin patlaması, artık kapitalizmi farklı bir şekilde ele almamız gerektiğine işaret ediyor.

UCL akademisyenlerinden ekonomist Mariana Mazzucato’ya göre kapitalizmi farklı yönetmek adına hükümetlerin dört alanda acil önlemler almaya başlaması gerekiyor:

  1. Kriz enstitüleri: Hükümetlerin bu tür büyük krizlerde etkin bir şekilde çalışabilecek, kriz yönetimine odaklanan ve hatta krizlerin oluşmasını engelleyecek çalışmalar yapan enstitüler kurması gerekiyor. Bazı hükümetlerin şu günlerde yardım paketleri açıkladığına tanıklık ediyoruz. Ancak bu paketler sadece geçici birer çözüm olarak dikkate alınabilir. Uzun vadeli çözümler için ciddi kriz enstitülerinin kurulması önemli.
  2. Küresel işbirliği kanalları: Halk sağlığına yönelik araştırma projelerinin hızlanması için, hükümetlerin küresel ölçekli işbirliği yollarını kolaylaştıracak adımlar atması gerekiyor. Covid-19 için bir aşı geliştirilmesinin ne kadar zor ve zaman alan bir süreç olduğunu hep birlikte görüyoruz. İleride benzer bir kriz durumunda bu sürecin hızlanması adına neler yapılabileceği bugünden değerlendirilmeli.
  3. Yapısal reformlar: Kamu ve özel sektörlerin halk yararını da göz önüne alarak çalışmalarını sağlayacak yapısal reformların yapılması gerekiyor. Bugün Covid-19’a karşı bir aşı ya da ilaç geliştirilmesi durumunda, bunun üretiminden tutun dağıtımına kadar geçen aşamalarda birçok fırsatçının kar sağlamak amacıyla süreci baltalayabileceğini ön görebiliriz. Maske krizi nedeniyle maske fiyatlarının ne düzeye çıktığı ve sonunda maskenin yasaklanma noktasına nasıl geldiğini hep birlikte gördük. Benzer senaryoların önüne geçmek adına alınması gereken önlemlerin önden çalışılması gerekiyor.
  4. Şartlı yardım paketleri: 2008 finansal krizinden çıkarılması gereken dersler var: Şirketleri ve sektörleri kurtarmak için gereken yardım paketlerinin ve para yardımlarının kontrollü bir şekilde dağıtılması gerekiyor. Şirketlere bu parayı hesapsızca vermek doğru bir yol değil. Bu yardımlar bazı şartlara bağlanmalı. Örneğin bu yardımlar karşılığında şirketlerden sera gazı salımlarını düşürme, çalışan haklarına yönelik iyileştirmeler yapma gibi koşulları karşılamaları talep edilebilir. Böylece kapitalizmin boğuştuğu krizlerin etkileri uzun vadede yumuşatabilir.

Dönüm noktası

Steve Cutts tarafından hazırlanan 3 dakikalık bir animasyon: İnsanoğlunun “soyu tükenmiş memeliler” kervanına katılmaması adına bir dönüm noktasındayız.

Tüketim çılgınlığının beslediği kapitalizm, insanoğlunun hikayesini tatsız bir noktaya doğru sürüklüyor. Adına ister nüfus krizi deyin ya da tüketim krizi, bir şeyleri farklı yapmaya başlamanın zamanı geldi.


Şirketlerin gündeminde ne var?

Günceli yakalamak ve güncel problemler hakkında fikir sahibi olmak için şirketler hangi problemlerle uğraşıyor, nelere para harcıyor, kısaca bir göz atalım.

Uçak motoru üreticisi GE Aviation personelinin yarısını ücretsiz izne göndereceğini açıkladı. (Resim: CC0)

Havacılık sektörü krizden en kötü etkilenenler arasında: Bu bültenin girişinde, krizden etkilenen sektörleri gösteren grafik üzerinde dikkat ettiyseniz, havacılığın birinci sırada geldiğini görmüşsünüzdür. Seyahat kısıtlamaları nedeniyle sadece hava yolu şirketleri değil, Boeing gibi uçak üreticileri ve doğal olarak bu üreticilere motor satan GE Aviation gibi şirketler de olumsuz etkileniyor. Geçtiğimiz haftalarda personelinin %10’unu işten çıkaracağını duyuran GE Aviation, şimdi de üretim personelinin %50’sini dört haftalık ücretsiz izne göndereceğini açıkladı. [Link @CNBC, İngilizce]

Otomotiv sektörünün canlanma ısrarı devam ediyor: Geçen ay fabrikalarını kapatan Toyota, Renault, Hyundai, Volkswagen ve Volvo gibi otomotiv üreticileri Avrupa fabrikalarında tekrar üretimi başlatma gayreti içinde. Fransa ve Polonya’daki fabrikalar için 22-23 Nisan gibi tarihler konuşulurken, Türkiye, İngiltere ve Çek Cumhuriyeti için en erken tarih 4 Mayıs gibi görünüyor. Belirsizlik nedeniyle bu tarihlerin günden güne değişebildiğini not etmekte de fayda var. [Link @CNN, İngilizce]

Otomotiv sektöründe 1.1 milyon kişi evde: Yukarıdaki haberle bağlantılı olarak, pandemi nedeniyle Avrupa’da otomotiv sektöründe çalışan 1.1 milyon kişinin evlere çekilmiş olduğunu tekrar hatırlamakta fayda var. [Link @CNN, İngilizce]

3D yazıcılarla daha hassas Covid-19 test kitleri üretilebilir: Metal ve karbon fiber 3D yazıcılar üreten Markforged firması, fiber tabanlı ışık ölçümü üzerine uzmanlaşan Neurophotometrics ile işbirliği yaparak, piyasada bulunan test kitlerine kıyasla doğruluk oranı daha yüksek bir test kiti ürettiğini açıkladı. Doğruluk oranının daha yüksek olduğu şu aşamada henüz teyit edilmiş durumda değil. Firmanın beyanına dayanan iddia, sadece firmanın Covid-19 hastaları üzerine yaptığı bazı testlere dayanıyor. Firmanın güncel üretim kapasitesi küresel ihtiyaç göz önüne alınırsa oldukça düşük bir seviyede: Günde 10.000 adet kit üretebilen firma, kapasitesini günde 100.000 kit düzeyine çıkarmak istiyor. [Link @IndustryWeek, İngilizce]

Bu habere paralel olarak Çin’in Hefei eyalatinde 15 dakikada sonuç verebilen corona virüs testi geliştirildiğini de tekrar hatırlatmakta fayda var.

Büyük fark yaratan basit çözümler: Son bir haber de akademiden: MIT araştırmacıları düz paketlenen ve sonradan bükülerek kullanılan plastik yüz koruyucuların üretimine başladı. Dünyanın en prestijli üniversitelerinden biri neden bu kadar basit bir işle uğraşıyor diye düşünmeyin. Yapılan iş akademik açıdan çok basit, doğru. Ancak bu basit yaklaşım bir kutu içinde binlerce maskenin yerleştirilebilmesine olanak sağlıyor. Bu da lojistik tarafında çok önemli bir problemin çözülmesini sağlıyor. Ayrıntılar aşağıdaki videoda. [Link @Cnet, İngilizce]

MIT araştırmacılarının ürettiği maske: Büyük fark yaratan basit çözümler.

Bilmekte fayda var

Benim bildiğim tam bir Türkçe karşılığı olmayan ve malzeme biliminde auxetic olarak adlandırılan malzemeler Poisson oranları negatif olacak şekilde üretilebiliyorlar. Türkçesi şu: Bir malzemeye üstten bastırdığınızda, yanlardan şişmesini beklersiniz değil mi? Auxetic malzemelerde bunun tersi oluyor: Siz üstten bastırıyorsunuz, ancak sanki çekmişsiniz gibi yanlardan daralıyor. Ya da iki uçtan tutup çektiğinizde, sanki sıkıştırmışsınız gibi yanlardan şişiyor. Bu malzemeler tek bir molekül ya da kristal halinde üretilebileceği gibi, yukarıdaki tweet’de gösterildiği gibi makro düzeyde de üretilebiliyorlar. Bilmekte fayda var…

Spor ayakkabıların tabanında yer alan auxetic tasarımlar, siz yürürken ya da koşarken ayakkabı tabanının genişleyebilmesini sağlıyor. (Resim: CC0)

Kariyer yolculuğu

Kişisel projelerle desteklenmiş bir kariyer

Biliyorsunuz mühendislik mesleği, genel olarak proje bazlı ya da freelance çalışma mantığına çok uygun bir alan değil. Bu şekilde çalışan bazı firmalar ya da pozisyonlar mevcut. Ancak genel resme baktığımızda bu mesleğin ağırlıklı olarak maaşlı çalışarak, bir şirket bünyesinde sürdürüldüğünü görüyoruz. Bu yazıda, çalıştığınız iş dışındaki kişisel projelerinizin önemi üzerinde duralım istiyorum.

Girişimcilikten mi bahsediyoruz?

Hayır, tam olarak değil. Birçok kişi meslek hayatı üzerine kafa yorarken hep çalışacağı iş, yani maaş alacağı pozisyon üzerine düşünüyor. Bu oldukça normal, çünkü herkesin geçinmek için bir gelire ihtiyacı var. Ancak meslek hayatınızı, kariyerinizi sadece maaşlı bir iş çevresinde kurgulamanız bence doğru değil. Özellikle bu dönemde. Bu tarafı bir yandan sürdürmek için gayret ederken, diğer yandan mutlaka kişisel projelerinize de vakit ayırmanızı öneriyorum. İkinci bir gelir kaynağı yaratmaktan bahsetmiyorum. Bu projelerden hemen para kazanmak zorunda değilsiniz. Belki ileride kazanabilirsiniz ya da farklı faydalarını görebilirsiniz.

Ne gibi proje fikirlerinden bahsediyoruz?

Herhangi bir şey olabilir. Ama bir örnek olması adına, benim üzerinde uğraştığım Mühendishane ve Dökümhane eğitim projelerini gösterebilirim. Mühendishane üzerinde 2011 senesinde, Dökümhane üzerinde ise 2014 senesinde üzerinde çalışmaya başladım ve ikisinin de yayına geçecek kıvama gelmeleri bir yılı aşkın bir süre aldı.

Türkçe eğitim kaynağı eksikliğine çözüm üretmek için başlayan kişisel bir blog projesi, bugün döküm alanında eğitim veren dünyanın en büyük açık eğitim platformu haline gelmiş durumda. Bilgi için: Dokumhane.net

Bu projeleri yaptığım dönemlerde hep farklı yerlerde çalışıyordum. O nedenle gelir beklentisi kurmadan, sayfaların sağına soluna patlayan reklam bannerları yerleştirmeye çalışmadan, projeleri az çok kafamda kurguladığım şekilde hayata geçirmeyi başardım. Sonrasında beni de şaşırtan gelişmeler oldu: Oldukça büyük şirketlerin bu projelere sponsor olabildiğini de gördüm. Hazırladığım bazı ücretli eğitim içeriklerinin büyük firmalar tarafından satın alındığını da gördüm. En yakın gelişme olarak Dökümhane projesinin Türkiye Döküm Sanayicileri (TÜDÖKSAD) bünyesine geçişini gösterebilirim.

Projeler maddi gelir beklentisiyle mi yapılmalı?

Para kazanmayı beklemenizde yanlış bir şey yok elbette. Kişisel olarak benim bu projelerden tek gördüğüm fayda maddi değildi. Bu sayede insanların sizi tanıması, adınızı öğrenmesi de iş alanında size olumlu şekillerde yansıyor. Yani bu yan projeler sadece kendi kulvarlarında hayatını sürdüren bağımsız projeler olarak kalmıyor, bir noktadan sonra kendi çalıştığınız alanla da yolları kesişiyor. En azından benim için öyle oldu. Mesela bu sayfada gördüğünüz konuşmaların ve verdiğim eğitimlerin çoğu, bu projeleri takip eden insanların daveti sayesinde gerçekleşti.

Bu noktada şunu belirtmem gerekir: Bu gelişmelerin hiçbiri bir günde olmadı. Hepsi yıllar süren bir çalışmanın sonrasında gerçekleşti. Ve hiçbir zaman bu projelere bu kadar zaman ayırdığım için pişmanlık hissetmedim. Benim tecrübem gösteriyor ki, kendi iş arayışınız ya da çalıştığınız alan dışında, sizlerin de kişisel proje düşüncelerinizi ciddiye almanızda ve bu projelere vakit ayırmanızda büyük fayda var.

Mühendishane’ye ilham veren Khan Academy de kişisel bir proje olarak başlamıştı.

Nasıl başlayabilirim?

Konuyu toplamak adına, kişisel projelere dair benim tecrübe ettiğim birkaç önemli noktanın altını çizmek istiyorum. Belki kendi projelerine başlamak isteyenlere de yol gösterir.

  1. Konu önemli değil. Projeniz herhangi bir şey olabilir: Blog, podcast, eğitim, solunum cihazı ya da bilmiyorum, aklınıza ne gelirse. Kişisel olarak ilginizin olduğu bir alan olması, başlamanızı ve yol almanızı kolaylaştırır.
  2. Ön çalışma şart. Yukarıda da bahsettim: Mühendishane ve Dökümhane projelerinin arkasında birer yıllık ön çalışma süresi var. Çoğu kişinin başlayıp 2-3 post sonra bıraktığı bir blog sayfası vardır. İnsanların önüne çıkarmadan önce projeniz için yeterli bir çalışma dönemi ayırmanız hem projenin kalitesini arttırır, hem de sizin projenize olan inancınızı perçinler.
  3. Öğrenmek için zaman ayırın. Bu ön çalışma sayesinde projeniz için bilmeniz gereken ancak henüz bilmediğiniz konuları da öğrenebilirsiniz: Programlama, video editleme, web sitesi yapma ya da her ne öğrenmeye ihtiyacınız varsa.
  4. Hemen para kazanmaya çalışmayın. Bırakın projeniz insanlar tarafından görülsün, kabul edilsin. Önerileriyle şekillensin. Yerine otursun. İnsanların inandığı bir projeniz varsa, para bir şekilde sonradan gelecektir.
  5. İstikrar güven verir. Hızlı başlayan işler çoğu zaman hızlıca sönüp gidebiliyor. Acele etmeden, etraflıca düşünüp hazırlanarak başlayın. Projenizin sizinle birlikte büyüyüp gelişmesine izin verin.

Kitap tavsiyesi

İklim değişikliği hakkında hiçbir şey okumadıysanız, başlangıç için ideal bir kitap.

Son Buzul Erimeden / Levent Kurnaz

Kapitalizmin krizleriyle giriş yaptığımız bu bültende, kapitalizmi zorlayan ve gün geçtikçe gündemimizde daha büyük bir yer işgal edeceğini bildiğimiz bir konu üzerine bir tavsiye uygun olur. İçinde yaşadığımız dönemde, iklim değişikliği hakkında herkesin bilgi sahibi olması gerektiği bir gerçek. Ancak mühendis ya da mühendis adaylarının bu konuda özellikle bilgi sahibi olması gerektiğine inanıyorum. Bu krize yönelik alınabilecek gerçekçi önlemler bir yana, üretim ve sanayi üzerine yakın bir gelecekte kurulacak baskıları şimdiden öngörebilmek ve buna göre nasıl pozisyon alınabileceğini değerlendirebilmek adına bu konu kesinlikle herkesin radarına girmiş olmalı.

İklim değişikliği konusunda bilgilenmek için Türkçe bir kaynak arıyorsanız, Prof. Dr. Levent Kurnaz’ın bu kitabını tereddütsüz tavsiye edebilirim. Oldukça kapsamlı ve kolay anlaşılır bir dille yazılmış, bilgi dolu bir kitap. Tek naçizane eleştirim grafiklere dair olabilir: Siyah beyaz basılmış bir kitapta renkli grafiklerin kullanılması, birçok yerde grafiklerin anlaşılmasını zorlaştırıyor. Bu ayrıntı dışında kitabı oldukça başarılı bulduğumu söylemek isterim.


Eğitim yolculuğu

Bir simülasyonda mı yaşıyoruz?

Bu konuyu gayet ciddi bir şekilde ele alan bilim insanları olsa da, konu popülerliğini ilk olarak Elon Musk’ın dile getirmesiyle kazandı. Simülasyonda yaşıyor olmak ne demek? Bu olasılığı bilim insanları nasıl değerlendirebilir? Buyurun kısa bir video ile öğrenelim.

Kariyeriniz için hangi üniversitede okuduğunuz ne kadar önemli?

En iyi üniversitelerden birinde okumuyorum. İş hayatında başarılı olmam daha mı zor olacak?

Şu anda elimde bunu doğrulayacak bir veri yok, ama bir defasında Harvard gibi seçkin üniversitelerin, kabul edilme ihtimali olmayan öğrencilerin okuduğu liselerde bile kendi lisans programlarının reklamını yaptığına dair bir şeyler okumuştum. Neden böyle bir şey yapıyorlar? Çünkü daha çok başvuru alıp, daha seçici bir görüntü sergilemek istiyorlar. Kabul istatistiklerini daha da ufaltıp parlatmanın peşindeler.

Bu seçici ve dolayısıyla seçkin olma konusu, elit üniversiteleri diğerlerinden ayıran en önemli farklardan bir tanesi. Türkiye’de de “elit” diyebileceğimiz, en yüksek puanlı öğrencileri seçen birkaç üniversitenin daha çok itibar görmesinin nedeni, tıpkı yurt dışında olduğu gibi bu seçicilikleri nedeniyle bu okullara girmenin daha zor olması. Zor girilen bir yerden mezun olmak, doğal olarak daha itibar gören bir mezun olmanızı sağlıyor.

Diğer üniversitelerin mezunlarının bir şansı yok mu?

İyi bir adı olan bir üniversiteden mezun olmanın bir artı getirdiği bir gerçek. Bu durum, bir süre daha böyle devam edecek. Ama eğer gerçekten bir şeyler öğrenmekten bahsediyorsak, bunu internet üzerinde yapabileceğiniz artık neredeyse sınırsız kaynak var. Öyle ki, artık bu “elit” üniversitelerde okuyan öğrencilerin bile okuldaki derslere girmek yerine, dersleri evde YouTube üzerinden takip ettiklerine tanık olabiliyoruz.

O zaman eğitim kalitesi üniversiteler arasında ayırt edici bir faktör olmaktan çıkabilir mi?

Covid-19 sonrasında, özellikle salgın korkusuyla birçok alanda kabuk değiştirme sancısı çeken bir dünyada, gittikçe daha çok üniversitenin çevrimiçi eğitimi öne çıkardığı bir sürecin kapılarını araladığımızı görüyoruz. Coursera gibi platformlar üzerinde zaten elit üniversitelerin derslerine ulaşmak mümkünken, elit üniversitelerin bu ayrıcalıklı pozisyonlarını uzun süre koruyabilmelerinin zor olacağını düşünüyorum. Yani Covid-19 sonrasında iyiden iyiye internet üzerine taşınacak bir eğitim hayatı, elit bir üniversite ile sıradan bir üniversite arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmaya başlayabilir. Hatta üniversitelerin sadece araştırma ve yayın performansları üzerinden rekabet ettikleri ve eğitimin merkezi birkaç dev enstitü tarafından verildiği bir geleceğe doğru yol alıyor da olabiliriz.

Türkiye’deki elit üniversitelerde bile bulmakta zorlanacağınız bazı dersleri, Coursera ya da EdX gibi platformlarda bulabiliyorsunuz.

Ben nasıl bir yol izlemeliyim?

Kaliteli teknik bilginin gün geçtikçe daha kolay erişilebilir hale geldiği bir dünyada, sizi diğerlerinden ayıracak farkın mesleki bilgiden ziyade, İngilizce soft skill denilen, teknik olmayan beceriler olacağını düşünüyorum: Liderlik vasıfları kuvvetli, sorumluluk sahibi, güvenilir, iş bitirici, sağlam sosyal ilişkiler kurabilen, kendini dünya vatandaşı olarak görebilen ve hayat boyu öğrenme felsefesini benimsemiş kişilerin çok daha fazla değer gördüğü bir dünyaya adım attığımıza inanıyorum.

Ben böyle bir kişi olsam bile, kendimi nasıl anlatacağım? Nasıl fark edilmemi sağlayacağım?

Bunun için yukarıdaki kariyer yolculuğu başlığı altında bahsettiğim kişisel proje konusuna geri dönmemiz gerekiyor. Çalıştığınız ya da arayışında olduğunuz iş aracılığıyla bunu yapmanız gerçekten daha zor. Ama dikkat çeken, istikrarlı ve faydalı projelerle kendinizi göstermeye başarabilirseniz, bu projeler sizin fark edilmenizi sağlayacak anahtar görevi görebilirler.

Sadece aradığınız ya da çalıştığınız işten ibaret olmayın arkadaşlar. Kişisel projelerle üretmeye, bir şeyler yaratmaya mutlaka gayret edin.


Sizin görüşleriniz?

Mühendishane’nin üçüncü bülteninin de böylece sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bu hafta eğitim ve kariyer konularına biraz farklı bir yerden yaklaşarak, kapitalizmin geleceğini bazı tahminler üzerinden değerlendirmeye çalıştık. Eğitim sistemi de, yapmak istediğiniz kariyer de mevcut sistemin ve iş yapış biçimlerinin bir uzantısı olduğu için, sistemdeki arızaları, gerçekleşmesi muhtemel değişimleri göz önüne almadan eğitim ve kariyer konularını değerlendirmemiz, ister istemez yapay ve banal kalacaktır. O nedenle ilerleyen bültenler de arada bir biraz geri çekilip dünyaya, hayata ve bizi yöneten sistemlere uzaktan bakacak ve olan biteni anlamaya çalışacağız.

Bültenlerin içeriğine dair öneri ve isteklerinizi aşağıya yorum olarak bırakmayı unutmayın. İsterseniz bu sayfadaki form aracılığıyla bana mail olarak da gönderebilirsiniz.

Bu hafta çok derinden olmasa da, sistemlerin sorgulandığı bir bülten yayımladık. Günün geri kalanında sizleri internetin geleceğinin de sorgulandığı, Özgür Mumcu ve Eray Özer’in bu güzel sohbeti ile baş başa bırakmak istiyorum. Herkese sağlıklık bir hafta diliyorum. İyi Pazarlar.

Geliştirici: Arda Çetin

Mühendishane, Arda Çetin tarafından hayata geçirilen bir eğitim projesidir. Malzeme mühendisliği üzerine hazırlanan eğitim içerikleri için Muhendishane.org adresini, eğitim ve kariyer bültenleri için Muhendishane.net adresini ziyaret edebilirsiniz.

4 replies on “19.04.2020: Bülten.03”

Ek uğraşlar konusuda size katılıyorum ve bir alana dikkat çekmek istiyorum. Bu alan opensource yazılımlar, örneğin OpenFoam. Döküm simülasyonları üzerine çalışırken bu yazılımın olağanüstü yeteneklerini fark etmiştim fakat kullanımının zor olması üniversiteler dışında sanayideki pratik kullanımını engelliyor. OpenFoam şu anda onbinlerce dolarlık yazılımlara toz yutturuyor. Mutlaka bir yerlerde bu yazılım üzerinde çalışan bir Türk vardır diye düşünmüştüm ama sonuç hüsran oldu. Bu açık kaynak kodlu yazılım için pek çok kurum ve kişi arayüz oluşturdu örneğin https://sim-flow.com/ bu yazılım sadece arayüz arkaplanda Openfoam çekirdeğini kullanıyor. Yazılımın basic modunu 7000 USD ye satıyorlar. Aynı durum açık kaynak kodlu Calculix içinde geçerli. Örneğin dökümhaneler için OpenFoam çekirdeğini kullanan bir yazılım arayüzü hazırlanabilir. Piyasada binlerce dolara satılan yazılımlar var ve bunlar gerçek CFD bile değiller. Simülasyonu erimiş metalin akışkan hareketi bittikten sonra başlatıyorlar. Bu gün çok bilindik yazılımlarda Nasa’nın vaktiyle geliştirdiği açık kaynak kodlu yazılım üzerinden çalışıyorlar (Bakınız. https://software.nasa.gov/software/LAR-16804-GS).

Beğen

Teşekkürler ayrıntılı yorumunuz ve bilgiler için. Bu tür projelere başlamak için öğrencilik ideal bir dönem diye düşünüyorum. İş hayatıyla birlikte bu tür projelere doğal olarak ayırabildiğiniz zaman azalıyor, ama yine de yapılamaz diye bir şey yok elbette. Benim de paylaşabileceğim bazı örnekler var, sonraki bültenlerde yer vermeye çalışacağım.

Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s