Kategoriler
Genel

05.04.2020: Bülten.01

Bu hafta: Karantina günlerinin düşündürdükleri, şirketlerden haberler, sektörleri tanımanın önemi ve geleceğe dair dört senaryo.

Mühendishane’nin ilk haftalık eğitim ve kariyer bültenine hoş geldiniz. Malum gündemin hem eğitim hem de iş hayatını allak bullak ettiği günleri yaşıyoruz. Dünyanın güncel durumuyla uyumlu eğitim ve kariyer planları üzerine konuşacaksak, öncelikle gündemle başlamamız daha doğru olur. Özellikle böyle günlerde. Sonrasında eğitim ve kariyer konularımızla devam ederiz.

Henüz abone olmadıysanız, her Pazar sabah yayımlanan bu bültenleri mail olarak almaya başlamak için aşağıdaki kutuya e-posta adresinizi girmeniz yeterli.

Gündem

Tarihe tanıklık ettiğimiz karantina günlerinde yayımlanan Mühendishane’nin bu ilk bülteninde Covid-19 üzerinde durmamak maalesef mümkün değil. Bültenimize yaşamakta olduğumuz bu zor sürece iş dünyası perspektifinden bakarak bir giriş yapalım.

Covid-19 iş hayatını durma noktasına getirdi. Bu sürecin devamı ne olur?

Öncelikle şunu söylemekte fayda var. Bu konuda hiç kimse, hiçbir şey bilmiyor. O kadar hazırlıksız yakalandığımız bir durumla karşı karşıyayız ki. İnternet üzerinde ya da çeşitli mecralarda gördüğünüz tüm gelecek senaryolarının birer spekülasyondan ibaret olduğunu unutmayalım. Birazdan okuyacaklarınız da buna dahil. Covid-19 süreci geleceğimizi nasıl etkiler net olarak bilmesek de, sanırım şunu iddia etmemiz çok yanlış olmaz: Yaşadığımız bu tuhaf tecrübe, eğitimden tutun iş yapış biçimlerine kadar önümüzdeki senelerde ciddi değişikliklere gebe olacak. Ancak geleceği konuşmadan önce, öncelikle bugüne bir göz atalım.

Artık grip virüslerinin neye benzediğini bilmeyen kalmadı.

Firmalar bugünü kurtarmak adına neler yapıyor?

McKinsey danışmanlık firmasının 25 Mart 2020 tarihinde güncellenen raporuna göre firmalar şu anda 5 ana alanda mücadele veriyor. Bu konuların bazıları öğrencilere ve genç mühendislere şimdilik biraz uzak olabilir, ama öğrenmeye başlamakta fayda var:

  • İş gücünün sağlığını güvenceye almak: Evden çalışma, vardiyalar ile personel yoğunluğunu azaltma, sosyal mesafe önlemleri ve rutin sağlık kontrolleri.
  • Tedarik zincirini güvenceye almak: Kritik parçaların belirlenmesi, tedarikçi lokasyonu optimizasyonu, üretim/kapasite optimizasyonu, operasyonel etki değerlendirmeleri, lojistik ön rezervasyonları.
  • Müşteri bağlılığı: B2B (yani işletmeden işletmeye) müşterilerle iletişim şeffaflığı, güncel durum hakkında düzenli bilgi paylaşımı, alınan önlemlerin müşterilerle paylaşılması.
  • Finansal stres testi: Ekonomik göstergeler çerçevesinde finansal senaryolar, nakit rezervinin korunması.
  • Liderlik: İhtiyaç doğrultusunda kaynak kullanımını sağlamak, senaryo çalışmaları, şeffaflık.

Peki, bu önlemler işe yarıyor mu?

Ortada bir gayret olsa da, firmaların bu süreçleri etkin bir şekilde yönetebildiklerini söylemek zor. Firmalar çabalıyor, ancak hükümetlerin almak durumunda olduğu önlemler (sınırların kapatılması, sokağa çıkma yasakları vb.) ve sürecin devamına dair belirsizlik, şirketlerin elini kolunu bağlıyor.

Yine de sürece iyimser bakmakta fayda var diyebilir miyiz?

Aslında hayır: Bu tür süreçlerde aşırı iyimser olmak pek de fayda sağlamıyor. Paniğe kapılmanın da bir fayda getirmediği ortada. Ancak yaşanan sorunun büyütmeye değer olmadığını düşünmek, ya da soruna gelip geçici bir süreç olarak bakmak, önlemler konusunda insanları gevşek davranmaya itebiliyor. Özellikle nakit sıkıntısı çeken ve borcu yüksek firmaların bu sürecin kısa süre içinde çözüleceğini ummak yerine, alabilecekleri azami önlemleri en kısa zamanda almaya başlamaları en akıllıca strateji diyebiliriz.

Peki gelecekte bizi neler bekliyor? Bazı tahminlerde bulunabilir miyiz?

Bulunabiliriz elbette. Ancak bunların hepsinin sadece birer tahmin olduğunu vurgulamakta fayda var.

Bir örnek verelim. Firmaların kendi tedarikçilerine uyguladıkları çeşitli değerlendirme anketleri vardır: Sürdürülebilirlik anketleri gibi. Firmalar kendi tedarikçilerinden çevreye, çalışan haklarına önem vermelerini ve etik değerler çevresinde çalışmalarını istedikleri için, dönem dönem bu anketler aracılığıyla değerlendirmeler yaparlar. (Örnek bir anketi burada görebilirsiniz.) Covid-19 süreci sonrasında önümüzdeki kıştan itibaren artık firmaların kendi tedarikçilerinin salgın hastalık durumunda çalışma becerilerini de çeşitli anketlerle ölçmeye başlayacaklarını tahmin etmek çok zor olmasa gerek. Bu ne anlama geliyor: Salgın hastalık durumunda beyaz yaka personel evden çalışabiliyor mu? Üretimde otomasyon arttırılabiliyor mu? Firma tedarik zincirini lokalize ederek yönetebiliyor mu? Bu konulara bugünden hazırlanan firmaların yakın gelecekte avantajlı konumda olmalarını bekleyebiliriz.

Yukarıda da belirtildiği gibi bunlar elbette sadece birer spekülasyondan ibaret. Ancak yaşadığımız sürecin eğitim ve iş yapma biçimlerini geri dönülmez bir şekilde etkileyeceği bir gerçek. Zaman ilerledikçe, şirketlerin bu süreçlere adapte olmak adına neler yaptıklarını ve iş hayatına etkilerini zaman zaman bu bültenlerde birlikte değerlendireceğiz.


Covid-19 ve eklemeli imalat

Covid-19 sürecinin kazananı bir teknolojiden bahsedecek olsaydık, muhtemelen en kuvvetli adayımız eklemeli imalat, yani 3D yazıcılar olurdu.

3D yazma becerisi olan firmalar maske, suni solunum cihazı ve test ekipmanlarının bileşenlerini yazdırıp ihtiyacı olan yerlere dağıtıyor.

Konu nedir?

3D yazıcıların herhangi bir kalıp ihtiyacı duymadan üretim yapabiliyor olmaları sayesinde, sağlık çalışanlarının ihtiyacı olan birçok malzemenin 3D yazıcılarla hızlı bir şekilde üretilip dağıtıldığına hep birlikte tanıklık ediyoruz. 3D yazıcılar bugüne kadar hep geleneksel imalat yöntemlerine kıyasla yavaş oldukları için eleştirildiler. Ancak hiç kimse 3D yazıcı sahibi firmaların kendi aralarında bir ağ kurup, devasa bir üretim hattı gibi çalışacaklarını düşünmemişti.

Bir de maske krizi konusu var…

Evet. Sağlık çalışanlarının maske ihtiyacı nedeniyle, artık maske tedariki birçok kişi ve firma için ciddi bir sıkıntı haline geldi. Hem imalat sektöründe çalışanlar, hem de evden çıkarken maske kullanma ihtiyacı hissedenler artık maske bulamıyorlar. Eczanelerde ise fiyatlar oldukça artmış durumda. 3D yazıcılar bu soruna da bir çözüm sunuyor. Bir örnek: Copper3D adında bir firma, evinizdeki basit bir 3D yazıcıda bile basabileceğiniz bir maskenin dosyalarını herkese açık bir şekilde yayımladı.

STL dosyalarını buradan, yazdırma prosedürünü ise buradan indirebilirsiniz. (Link paylaşımı için Dilek Işık Akçakaya’ya teşekkürler.)

O zaman bu iş 3D yazıcılarla çözülür diyebilir miyiz?

Hayır. Bu sürecin kazananı 3D yazıcılar desek de, bu cihazlar ancak bazı bileşenlerin temin edilmesi için destek olabilir. Ama yaşanan ekipman eksikliğini tamamen giderebileceklerini söylemek pek mümkün değil.


Şirketler ne üzerine çalışıyor?

Günceli yakalamak ve güncel problemler hakkında fikir sahibi olmak için şirketler nelerle uğraşıyor, nelere para harcıyor, kısaca bir göz atalım.

Air Co (New York) havadan dezenfektan üretiyor. Yanlış okumadınız: Havadan.

Havadan dezenfektan üretimi: Mühendishane Akademi’nin blog sayfasında, Air Co adında bir firmanın havadaki CO2 gazını tutarak votka üretimini mümkün kılan bir teknoloji geliştirdiğine dair bir yazı yayımlamıştım. Aynı firma şimdi de bu teknolojiyi havadan el dezenfektanı üretmek için kullanıyor. [Link @techcrunch, İngilizce]

Tesla’nın alaşım patentleri: Tesla hem yüksek elektrik iletkenliği, hem de yüksek akma dayanımı sergileyen alüminyum alaşımları için patent başvuruları yapıyor. Alüminyum alaşımlandığında dayanımı artan, ama iletkenliğini kaybetmeye başlayan bir metal. Örneğin %99 Al içeren 100.1 döküm alaşımının akma dayanımı 50 MPa değerini zor görürken, elektrik iletkenliği tavlanmış saf bakırın %48’i düzeyinde (yani %48 IACS). Silisyum ve magnezyum ile alaşımlanarak elde edilen A356 alüminyum alaşımının akma dayanımı 175 MPa düzeyine çıkarken, elektrik iletkenliği %40 IACS düzeyine iniyor. (Metallerin saflıkları kayboldukça elektrik iletkenlikleri de düşüyor. Mühendishane Akademi’de bunun nedeniyle ilgili bir ders izleyebilirsiniz.) Tesla’nın patent başvurusu yaptığı alüminyum alaşımları ise 90-150 MPa düzeyinde akma dayanımıyla %48-60 IACS düzeyinde elektrik iletkenliği değerlerini bünyelerinde barındırabiliyor. Metalurji alanında hala yapacak çok iş var. [Link @electrek, İngilizce]

Formula 1 takımları solunum cihazı üretiyor: Aslında sadece F1 takımları değil, Türkiye de dahil olmak üzere birçok şirket bunu yapmaya başladı. Birleşik Krallık’ta yerleşik yedi F1 takımının ortak konsorsiyum ile giriştikleri proje oldukça enteresan. [Link @Formula1, İngilizce] Türkiye’deki çalışmalar hakkında burada bir haber bulabilirsiniz: [Link @CNNTurk]

Kahveden gübreye: Döngüsel ekonomi düşüncesi yepyeni iş fikirlerinin ortaya çıkmasına vesile oluyor. Bir örnek: Portekiz’deki bir girişim kahve dükkanlarından atık kahve telvesi toplayıp gübre haline getiriyor. (Gelecekte iş dünyasını derinden etkilemesi beklenen döngüsel ekonomi hakkında bir yazıyı burada bulabilirsiniz.) [Link @startupguide, İngilizce]

Zengin ülkelerde Covid-19’dan etkilenebilecek yaşlı popülasyonu daha yüksek: Bir de akademiden bir haber verelim: İngiltere’nin en prestijli üniversitelerinden Imperial College London, Covid-19 üzerine sürdürdükleri araştırmaları düzenli olarak güncelleyerek herkese açık şekilde yayımlıyor. Oldukça enteresan bulgular var: Örneğin 26 Mart tarihinde yayımlanan 12. raporda ülkelerin ekonomik durumu güçlendikçe nüfusun yaşlandığı (yani tehdit altındaki popülasyon oranının arttığını), ancak nispeten fakir ülkelerde hanelerin daha kalabalık olması nedeniyle yayılımın daha hızlı olabileceği gösteriliyor (grafikleri aşağıda inceleyebilirsiniz). Bu sonuç, alınması gereken önlemlerin ülkeden ülkeye değişiklik gösterebileceği şeklinde yorumlanabilir. Ancak bu noktada daha ileride gitmeden durmak ve bu konunun da uzmanıymış kafasından çıkmamız iyi olur: Bu çalışmaların nasıl yorumlanacağını uzmanlara bırakmak en doğrusu. [Link @ImperialCollege, İngilizce]

Covid-19 araştırmalarının dikkat çektiği iki enteresan sonuç: (A) Ülkelerin gayrisafi yurt içi hasılalarına (GSYİH, İngilizce: GDP) bağlı olarak yaş dağılımı: Güçlü ekonomiye sahip ülkeler daha yaşlı bir popülasyona sahip ve Covid-19’a karşı daha büyük bir tehdit altındalar. (B) Ekonomisi güçlü ülkelerde hanedeki kişi sayısı azalıyor. Yani fakir ülkelerde evler kalabalık olduğu için, hızlı bir yayılma riski ortaya çıkıyor. (Kaynak: ICL, Report No. 12)

Kariyer yolculuğu

Veri bilimi, içinde yaşadığımız dönemin en çok iş potansiyeli barındıran alanlarından bir tanesi. Öncelikle bu konuda kısa bir kariyer tavsiyesi videosuyla başlayalım. İlginizi çekerse, devamını siz getirirsiniz.

Turkcell veri analisti Batuhan Köse’nin veri bilimi üzerine kariyer tavsiyeleri. (@BilgisayarKavramları aracılığıyla)

Mühendishane bültenlerinde öğrencilere ve genç mühendislere ışık tutabilecek bazı tavsiyelere de yer vermek istiyorum. Bu ilk bültenin konusu sektörler üzerinden düşünmeyi öğrenmek.

Sektörler üzerinden düşünmek ne demek?

İş arayan ya da kendine anlamlı bir kariyer yolu çizmek isteyen genç mühendisler için ufak bir tavsiye: İş hayatınızı şirket ya da pozisyonlar üzerinden değil, sektörler üzerinden oluşturmaya çalışın. Savunma, otomotiv, bilişim ya da sağlık gibi bir sektöre odaklanıp, bu sektör içindeki ağınızı genişletmek ya da bu sektörün çıkmazları, problemleri ve ihtiyaçları üzerine eğitimlerinizi planlamak, uzun vadede başarı şansınızı arttıran bir faktör olacaktır. İlgilendiğiniz sektörle ilgili üniversitede ders bulamasanız bile, çeşitli çevrimiçi öğrenme platformlarından bu amaç doğrultusunda kendinizi geliştirebileceğiniz birçok sertifika alabilirsiniz.

Sektörleri nasıl değerlendirebilirim?

Mühendislik öğrencileri ve genç mühendisler maalesef sektörler konusunda oldukça zayıf bir bilgi dağarcığına sahipler. Bu sınırlı bilgi dağarcığı içinde, insanın oturduğu yerden şu ya da bu sektörde çalışacağım gibi bir karar vermesi kolay bir iş değil. Ama yine de ilginizi çeken, çalışmak istediğiniz alanlara erken karar verebilmek adına mümkün mertebe sektörleri tanımak için gayret edin. Fuar ve kongreler, bunun için ideal ortamlar. İnternet üzerinde de bolca bilgi bulabilirsiniz. Sektörleri incelerken cevap arayacağınız sorulardan bazıları:

  • Sektör kurumsal şirketlerden mi oluşuyor? Yoksa ufak patron şirketlerinin egemen olduğu bir sektör mü? (İkisinin de kendine has artı ve eksileri var. Önemli olan size uygun olması.)
  • Sektör az sayıda büyük firma tarafından mı domine ediliyor? (Örneğin savunma sanayi gibi.) Yoksa iş bulabileceğim çok sayıda firma var mı?
  • Satış odaklı bir sektör mü? (Yurt dışında ekipman üretip Türkiye’ye sadece satış ofisi açan şirketler gibi.) Yoksa üretimler Türkiye’de mi yapılıyor?
  • Sektörün ücret politikası nasıl? Kimi sektörlerde giriş maaşları, başka sektörlerdeki orta düzey yönetici maaşları düzeyinde olabiliyor.
  • Ofis ağırlıklı bir çalışma düzeni mi hakim? Yoksa mühendis olarak saha ağırlıklı bir iş hayatı mı beklemeliyim?
Pilot olarak bir kariyer yapmayı tercih edebilirsiniz. Peki, aynı zamanda her akşam ailenizle yemek yediğiniz düzenli bir ev hayatı da istiyorsanız? İkisini aynı anda elde etmeniz pek kolay değil. Seçtiğiniz kariyer yolunun kişisel beklentilerinizle uyumlu olması çok önemli.

En iyi sektörü nasıl bulabilirim?

En iyi sektör diye bir şey yok. Yukarıdaki soruların da doğru birer cevabı yok. Önemli olan sizin beklentileriniz ve size uygun bir çalışma ortamı sunabilecek yerlere odaklanmanız. Ancak burada dikkat etmemiz gereken nokta şu: Birçok genç bu farkındalığa sahip olmadan bir sektörde işe girip, büyük çoğunlukla tesadüfen girdiği sektörden emekli olana kadar çalışmak durumunda kalıyor. Bir sektöre bir defa girdikten sonra, özellikle yaşınız otuzlara geldikten sonra sektörü değiştirmeniz kolay bir iş değil. İmkansız değil elbette, ama çok sık gördüğümüz bir durum değil. O nedenle tesadüfen bir sektöre dahil olmayı beklemek yerine, baştan zorlukları, avantajları ve size uygunluğu üzerinden düşünerek bu çalışmalara başlayabilirsiniz.

Son bir tavsiye?

Sektörler şirketler ya da holdinglerden değil, insanlardan oluşur. Sektördeki insanları tanımaya gayret edin. Mutlaka en tepedeki insanlara ulaşmanız gerekmez. Size sektöre giriş konusunda destek verebilecek bir kişiyi tanımanız bile fayda sağlayabilir.


Bilmekte fayda var:

6 Nisan Pazartesi günü Coursera’da Döngüsel Ekonomi (Circular Economy) kursu başlıyor. Ücretsiz kayıt olup dersi takip edebilirsiniz. (Sertifika için belli bir ücret talep ediliyor.) [Link @Coursera, İngilizce]

Döngüsel ekonomi de nedir?

Mevcut düzenimiz doğrusal bir ekonomi anlayışı üzerine kurulu: Üret, kullan ve at. Döngüsel ekonomide ise hiçbir atığın olmadığı, bir sürecin atığı olan bir malzemenin bir başka sürecin girdisi olarak tasarlandığı bir anlayıştan bahsediyoruz.

Geri dönüşüm gibi yani?

Tam olarak değil. Klasik geri dönüşüm süreçlerinde atık durumuna gelen malzemenin bir takım işlemler sonucunda kısmen ya da tamamen tekrar kullanılabilir hale gelmesi amaçlanıyor. Bir kısmı ise atığa dönüşüyor. Döngüsel düşünceye uygun yapılan bir tasarımda ise malzeme atık aşamasına geldiğinde, bir sonraki süreçte ne şekilde kullanılacağı da dikkate alınıyor. Yani tasarım aşamasında, ürünün ilk kullanımından sonra gireceği aşamalar da dikkate alınıyor.

Türkiye’de bu konuyla ilgilenen birileri var mı?

Evet. Sürdürülebilir Kalkınma Derneği bünyesinde yapılan oldukça güzel çalışmalar var. Derneğin üyeleri arasında Koç, Sabancı, Eczacıbaşı gibi Türk iş Dünyasının önde gelen kuruluşları yer alıyor. O yüzden gözünüze önemsiz bir konu gibi görünmesin. İleride iş dünyasını önemli şekilde etkileyecek bir konudan bahsediyoruz. Şimdiden bilgi edinmeye başlamanızda fayda var. [Link @SKDTürkiye]

Daha fazla bilgi alabileceğim bir yer var mı?

Mühendishane’de konuyla ilgili bir blog yazısı bulabilirsiniz. [Link @Mühendishane]

İsviçre’nin ünlü çanta markası Freitag, ürünlerinde kullanılmış kamyon brandası kullanıyor. Üstelik çanta yapımında kullanılan malzemeler sadece brandayla sınırlı değil: Kullanılmış lastikler ve emniyet kemerleri gibi aksesuarlar da çantalarda değerlendiriliyor (Freitag.ch).

Eğitim yolculuğu

Okul hayatımın eğitimimi engellemesine asla izin vermedim.

Mark Twain

Mark Twain okul dışında mı eğitim almış?

Hayır, okulu ve eğitimi birbirinden ayrı tuttuğunu ifade etmiş. Örgün eğitimin endüstriyel bir sistem olduğunu unutmayalım. Endüstri devrimi sonrasında ortaya çıkan çalışan ihtiyacını karşılamak için oluşturulmuş devasa bir sistemden bahsediyoruz. Tıpkı fabrikalar gibi. Hepimiz bu sistem içinde okula gidiyor, mezun oluyor ve çeşitli dereceler elde ediyoruz. Ama eğitim sadece okulda bize öğretilenlerden ibaret olmak durumunda değil. Özellikle bu devirde olmaması da gerekiyor zaten.

Ben nasıl okulu ve eğitimimi ayırabilirim?

İnternet çağında yaşamanın güzel yönlerinden biri, artık bilgiye ulaşmanın çok kolay bir hale gelmiş olması. İçinde yaşadığımız dünya bize böyle bir avantaj sunarken, bundan faydalanamıyor olmak gerçekten büyük bir trajedi. Bu trajedinin kurbanı olmamanın birinci koşulu ise İngilizce’ye hakim olmak. Öğrenciler zaman zaman bu konuyu çeşitli ortamlarda gündeme getiriyorlar. Açık ve net bir şekilde şunu bilmenizde fayda var: İngilizce’yi iyi bir şekilde öğrenmeniz, kariyer ve mesleki gelişiminiz açısından atabileceğiniz en önemli adım olacaktır.

İlerleyen bültenlerde eğitim konusunda çeşitli tespit ve öneriler üzerinde duracağız. E-eğitim ve kendi kendine öğrenme konusunda bazı tavsiyelere yer vereceğiz. Ancak bu tavsiyelerden fayda görebiliyor olmanız için yabancı dile hakim olmanız kaçınılmaz bir zorunluluk. Örneğin yukarıda duyurusunu yaptığımız Döngüsel Ekonomi kursu da İngilizce olarak veriliyor. O yüzden konuları kendi kendinize öğrenmenizi kolaylaştırması ve size bambaşka ufuklar açabilecek olması nedeniyle, İngilizce’ye henüz hakim olmadıysanız, bunu öncelikli bir konu haline getirmeniz gerçekten önemli.

Dil öğrenme imkanı bulamıyorum. Nasıl başlayabilirim?

DuoLingo‘yu deneyebilirsiniz.


Kitap tavsiyesi

Dört Gelecek – Kapitalizmden Sonra Hayat / Peter Frase

Bu ilk bültende Peter Frase’in Dört Gelecek kitabından bahsetmemiz belki biraz manidar olacak. Çünkü Covid-19 nedeniyle kapitalist sistemin de sarsıldığı bu günlerde, kitapta bahsi geçen bazı senaryoların izlerini hissedebiliyorsunuz.

Adından da anlayabileceğiniz üzere kitap, kapitalizmden sonrasını tarif eden dört farklı gelecek senaryosu üzerinde duruyor. Bu senaryoları oluştururken, içinde yaşadığımız dönemin iki realitesini dikkate alıyor: İklim değişikliği ve endüstriyel otomasyon. Frase bu iki realitenin kapitalizme büyük bir darbe indireceğini iddia ediyor. Ve bu iki etkenin karşılıklı dansı sonucu kapitalizm sonrasında ortaya çıkması muhtemel dört gelecek senaryosunu ele alıyor.

Koç Üniversitesi Yayınlarından çıkan kitap ütopya ve distopyalarla bezeli tezini oldukça yalın bir şekilde ve uzatmadan anlatıyor. Ayrıca gösterdiği kaynaklarla merak edenler için ek okuma fırsatı da sunuyor. Bu dört gelecek senaryosundan hangisi gerçekleşir, yoksa hepsinin birden farklı şekillerde etkisini hissettiğimiz bir geleceği mi yaşayacağız, hep birlikte göreceğiz. Konu üzerinde biraz beyin cimnastiği yapmak için gayet güzel bir kitap. Geleceğin dünyası hakkında ufkunu biraz genişletmek isteyen genç mühendislere tavsiye edilir.


Sizin görüşleriniz?

Mühendishane’nin bu ilk bültenin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Anlatılacak çok şey, bu bülten aracılığıyla aktarılabilecek birçok konu başlığı var. Tüm bu başlıkların hepsini birden bu ilk bültene sığdırmak mümkün değildi elbette.

Bir sonraki bülten önümüzdeki Pazar sabahı yayımlanacak. Eğer okuduklarınızdan memnun kaldıysanız, aşağıdaki bağlantılar aracılığıyla arkadaşlarınızın da bültenlere abone olmasını sağlayabilirsiniz. İçerik hakkında öneri ve yorumlarınızı da aşağıya eklemeyi unutmayın.

Evde kalın, ellerinizi yıkayın ve sağlığınıza dikkat edin. Herkese iyi haftalar!

Geliştirici: Arda Çetin

Mühendishane, Arda Çetin tarafından hayata geçirilen bir eğitim projesidir. Malzeme mühendisliği üzerine hazırlanan eğitim içerikleri için Muhendishane.org adresini, eğitim ve kariyer bültenleri için Muhendishane.net adresini ziyaret edebilirsiniz.

7 replies on “05.04.2020: Bülten.01”

Siz genç mühendis arkadaşlarımız dediğiniz zaman insanların kafasında üniversiteden yeni mezun olmuş tecrübesi az insanlar geliyor olabilir. Bence genç mühendis öğrenmeye devam eden mühendisdir, çünkü zihni genç kalır. Özellikle insanın kendi dilinde bilgi edinmesi çok güzel.

Beğen

Yeni mezun metalurji ve malzeme mühendisiyim. Karantina günlerinde mühendishane.org internet sitesinden eksik olduğum malzeme bilgisi konularını okuyup bilgi sahibi oluyorum. Yazdığınız bültenide çok sevdim benim gibi yeni mezun mühendisler için çok eğitici ve yol gösterici çalışmalar yapıyorsunuz çok teşekkür ederim.

Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s